Kuflu Forum  

Geri Git   Kuflu Forum > Genel Kategori > Kuflu Sözlük



mihriban

Kuflu Sözlük


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18.06.10, 09:08   #11 (permalink)
Sözlük Kurdu
 
YıldızlıAtlas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 2.692
Teşekkürleri: 2.407
1.304 mesajına 54.567 kere teşekkür edildi.
Standart

şairinin tek aşkı için yazdığı unutulmaz şiiri.
__________________
sanki ödünç kanatlı bir kuş uçuyor da
gürültüsü dolduruyor hayatı ödünç kelimelerle
bense yalnızca dönmek dönmek dönmek istiyorum
bulut denizinin kıyısındaki mavi toprağımıza
Haydar Ergülen

YıldızlıAtlas isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.06.10, 09:25   #12 (permalink)
¤ Asi ¤
 
eXtreme - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.403
Teşekkürleri: 169
296 mesajına 1.993 kere teşekkür edildi.
Standart

Sevdiğim şiir ve Türkülerden biridir.
__________________



Bazen Susmak Gerekiyormuş Bazen Bomboş Bakmak Gerekiyormuş Hayatın Yalanlarına.
Anlamaya Çalışmak Saçmalık... Anlamadan Yaşamak Gerekiyormuş .
Zaman Değilmiş Gideni Geri Getiren...Aslında Zamanmış Var Olanı Götüren.
Ama Bazen..!Unutmak Gerekiyormuş,UNUTULMA Pahasına...



eXtreme isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.01.13, 19:46   #13 (permalink)
Müdavim Üye
 
LITTLE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 6.346
Teşekkürleri: 10.517
4.351 mesajına 16.876 kere teşekkür edildi.
Standart

Çok sevdiğim bir şairin, Abdurrahim Karakoç'un (Allah rahmet eylesin), çok sevdiğim bir şiiri. Hani böyle en iç titreten şiirlerinden. "Yar, deyince kalem elden düşüyor." özellikle bu dize, türküsünde sabırsızlıkla beklediğim dizedir. Dinlediğimde efkarlanıp, "hani benim çayım, demli olsun" demek istediğim türküdür. Musa Eroğlu'nun yorumu meşhurdur. Ama ben Şükriye Tutkun'unkini de severim, hatta galiba onu daha bir fazla severim.
LITTLE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için LITTLE kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Alt 08.02.14, 23:09   #14 (permalink)
Müdavim Üye
 
zipper - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2011
Mesajlar: 24.895
Teşekkürleri: 37.790
14.886 mesajına 54.499 kere teşekkür edildi.
Standart

Mihriban’ı soralım… Mihriban’ı nasıl yazdınız?


- Bir gün içime bir şey düşmüş, yazmak istemişim, yazmışım… Ha, kimdir bu Mihriban? Herkes bunu sorar… Mihriban diye bir kimse yoktur. Nasıl ki Hasan diye birisi yoksa muhatabım, Mihriban da öyledir, sembol bir isimdir. Ha, muhatabım mı yoktu? Kesin vardı canım, olmasa bu şiir böyle çıkar mı? Olduğu için de böyle çıktı işte…
Ha sana bir de üçüncü bir Mihriban şiirinden bahsedeyim. Başlangıçta
vardı da sonra nasıl olduysa düşmüş bu… Bende de kalmamıştı, bir yerlerden
çıkarıp gönderdiler. O halk şiiri tarzında değil. Birincisini Zekeriya Bozdağ
besteledi, plağa okumuştu. İkincisini Musa Eroğlu besteledi. Ama üçüncü
bestelenmedi…


- Mihriban yaşıyor mu şimdi?


- Bilmiyorum…Mihriban’ı kimseye anlatmadım, daha da anlatmam.


- Tüm Türkiye Mihriban’ı merak ediyor. Diğer şiirlerinizi muhayyel bir kişilik üstüne yazıyorsunuz, ama Mihriban diye biri var, değil mi?

- Adı Mihriban değil, ama var… Geçenlerde biri, “Ya ağabey, biri senin
Mihriban’ın hikâyesini anlatıyordu” dedi. “Yok, hepsi yalan
söylüyor” dedim. Tabii, benden çıkmadığına göre, herkes farklı farklı
anlatacaktır. Ben de kimseye anlatmadım, daha da anlatmam… Yaşayıp, yaşamadığını da bilmiyorum. Yani başımızdan geçmiş bir macera gibi bir şey, fakat vuslat olmamış, o kendi yoluna gitmiş, ben kendi yoluma… Ben onun ismini verirsem, ayıp olmaz mı bu?

- Bu şiirlerden haberi var mıydı?

- İkisini bilirdi… Ben, “Artık unutalım bunları” dedim. “Unutmak kolay mı?” diye bir mektup geldi. Ben de “Unutmak kolay mı deme, unutursun Mihriban’ım” diye yazdım. O belki de unutmamıştır da, ateş kalmamıştır…
Ateşin, harlı zamanı ayrı, korlu zamanı ayrı, küllü zamanı ayrıdır…


- Mihriban nerede yayımlandı ilk olarak?

- Hatırımda değil, eline verdim, kendi okudu, ilk defa okuyan o oldu. Ben verdim, gitti, ondan sonra da tavrı değişti…

-Tavrı değişti?!..

- İyice yakınlık oldu. Şiir zevkli bir iştir; yazmasını, okumasını bilince…Tabii o zaman daha talebeydi…

- Siz çalışıyor muydunuz?

- Ben memurdum. O başka vilayetteydi.

- Gider miydiniz?

- Gitmem mi hiç!?

- Kaç defa gittiniz?

- Bilmiyorum…

- …

- Yani gazete baskıda 1, 4 ve 8 basılmış, ama orta sayfası boş çıkartıyorsun…
“Mihriban’a Mektuplar”… Haftada on beş günde bir tanesini gönderirdim, giderdi
kendisine…Mihriban’a özel gazete hazırlardım o da bana mektup gönderirdi.

- Yani Mihriban’ın esas baskısı illegal olarak bu…

- Evet…

- O düşüncelerini yansıtır mıydı?

- O yazardı bana, gönderirdi, ama ben ona gönderince zor olurdu. Ben ona
gazete gönderirdim, o bana mektup…

- Duruyor mu mektuplar?

-Yok…

- Neler yazardı?

- Aklımda yok ki…

- Annesinin, babasının haberi var mıydı?

- Başka yerden duymuşlar. Hatta konuştuk, sohbet de ettik. Annesi ağır
konuştu kızına… Böyle bir şey vardı da neden söylemedin, isteyenlerin hepsine
yok dedin, diye… Bana bir şey demedi.

- Gelin, isteyin demediler mi?

- Ben bozdum işi…

- Niye?

- İşte, kafam öyle tuttu, bozdum…Göremediğin insana gitti, kayboldu dersin


Mihriban

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

‘Yâr’ deyince, kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor

Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban.


Önce naz, sonra söz ve sonra hile
Sevilen, seveni düşürür dile

Seneler, asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban.

Tabiplerde ilâç yoktur yarama
Aşk deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban.

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne

Şaştım kara bahtım tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim… Çözülmüyor Mihriban.

——————

Unutursun (Mihriban’ım)

Unutmak kolay mı deme
Unutursun Mihriban’ım
Oğlun kızın olsun hele
Unutursun Mihriban’ım

Zaman erir kelep kelep
Meyve dalında kalmaz hep
Unutturur birçok sebep
Unutursun Mihriban’ım

Yıllar sineye yaslanır
Hatıraların paslanır
Bu deli gönlün uslanır
Unutursun Mihriban’ım

Süt emerdin gündüz gece
Unuttun ya büyüyünce
Ha işte tıpkı öylece
Unutursun Mihriban’ım

Gün geçer azalır sevgi
Değişir her şeyin rengi
Bugün değil yarın belki
Unutursun Mihriban’ım

Düzen böyle bu gemide
Eskiler yiter yenide
Beni değil, sen seni de
Unutursun Mihriban’ım


——————

İKİ MİHRİBAN ŞİİRİNİN ARASINDA ÜÇÜNCÜ BİR MİHRİBAN:

BEKLEMEK

Abdurrahim Karakoç’un elinde bir başka kâğıdı görüyorum. Bu, “Mihriban (3)”…
Bir diğer ismi de “Beklemek”… “Unutursun” ve “Beklemek”… “Mihriban”, muhatabına takdim edilmişti. Özel gazete baskısı olarak… “Unutursun” ise, unutmayan sevgiliye haşin bir cevap…

“Beklemek” ikisi arasında… İkisinin hem öncesinde hem sonrasında… Bunu daha önceki sohbetlerimizden bile bilmiyorum. Benim için yeni bir şiir… Serbest şiirin serazat rüzgârları da var, hecenin geleneksel iç disiplini de… “Beklemek”, “İki Mihriban”ın zamanından münezzeh…
İlk aşkın, daha doğrusu aşkın ilk demlerinde Sarıca düzünde döktüğü gözyaşları kadar eski, âdeta sineye yaslanmış bütün yollar ve yıllar kadar yakından bilinen derin bir ıstırabın sarsması kadar taze…


Mihriban (Beklemek)

Sarıca düzünde bir yığın toprak
Sulanır her sabah gözyaşlarımla
Mihriban, Mihriban uyan da bir bak
Hasret düğüm düğüm ak saçlarımda

Ardıçlı dağlarda gene ay doğar
Akasya gölgeleri delik deşik
Bir pınar ağlar akşamdan sabaha dek
Yapraklar sallanır, ışıklar söner

Büyüdükçe büyür içimde bir ben beklemek
Öksüz kaldı, yem döktüğün kumrular
Çiçeklerin boynu bükük, bahçende
Mihriban Mihriban düşsüz uykular

Çıban çıban sızlıyor ah bende
Seneler yollardan izini sildi
Cebimde resmin kaldı bir tek
Bekletti meğerki ulviymiş yaşamak

Ne güzel derdik seninle beklemek
Güneş gene doğup gene batıyor
Yüzüme serdiğin saçların hani
Şimdi karyolanda eller yatıyor

Vefasız aynalar unuttu seni.
Dertler beni oylum oylum yakıyor
Her şey yalanmış, bilmeden gittin
Kaderin bağrında doğdu bir gerçek

Mihriban Mihriban ölümden zormuş
Ben de bilmezdim, beklemek...


Abdürrahim Karakoç Ropörtajı / Haber Ajanda 2007
__________________
"yağmura,bahara ve yaşıma aldanıp
uçurumları kıyı sanarak
ve dağlar erişilmeyince acı verir
sözünü unutarak
Kaf dağına gitmek istedim…"


çayı görünce ben :
zipper isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
mihriban


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:04.


Powered by vBulletin® Copyright © 2017 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
2008-2016 Her hakkı kendinde saklı olan forum.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar paylaşımlarını önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir. Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yinede sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletisim adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelenip en kısa sürede gereken yapılır.