Cemal Safi / Tüm Şiirleri.

'Ünlü Şairlerden Şiirler' forumunda sha. tarafından 10 Ağu 2009 tarihinde açılan konu

Konu etiketleri:
  1. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    Cemal Safi
    1938 yılında Samsun’da doğdu İlk ve ortaöğrenimini orada tamamladı. Şiire ilgisi küçük yaşlarda başladı. Ancak 40 yaşına dek fazlaca dışa açılmadı.
    1978 yılından değişik çevrelerde duyulmaya başladı. Başta sevgi olmak üzere hemen her konuda şiir yazmaktadır. Ayrıca taşlamaları geniş çevrelerde bilinip okunmaktadır.
    Şiirlerinin yaklaşık 40 tanesi Orhan Gencebay tarafından olmak üzere 150 kadarı bestelendi. Bunlardan Rüyalarım Olmasa ve Vurgun adlı şiirleriyle 1990 ve 1991’de yılın şairi seçildi.
    Her yıl Akçay Şairler ve Bestekarlar Şenliğini düzenleyerek şiire olan katkısını sürdürmektedir.
    Şiirlerinin bir bölümünü topladığı, Vurgun (1978), Sende Kalmış (2000) ve Kıyamete Kırk Kala (2002) adlı kitapları yayımlandı.​
     
  2. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    Aşk, Gözyaşı ve Ayrılık ..

    Meydan mI verirdim bu ayrılığa?
    Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
    Bilseydim dünyanın böyle karanlık,
    Bilseydim bu kadar dar olduğunu.

    Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın
    Bilseydim bir anda kor olduğunu.
    Bilseydim şu anki gönül acımın
    Senin yokluğundan var oldugunu.

    Boyun mu bükmezdim sitem etmene,
    Bilseydim sükutun kar oldugunu.
    Sebep mi olurdum dargin gitmene,
    Bilseydim küsünce sır oldugunu.

    Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz,
    İçimin ağlayan nar oldugunu.
    Bilseydim odamın dört duvarı buz,
    Sensiz yatagimin kar oldugunu.

    Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa
    Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
    Bilseydim zindandan daha karanlık,
    Bilseydim hücreden dar olduğunu....

    Cemal Safi
     
  3. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    Bilseydim ..

    Meydan mı verirdim bu ayrılığa?
    Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
    Bilseydim dünyanın böyle karanlık,
    Bilseydim bu kadar dar olduğunu.

    Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın
    Bilseydim bir anda kor olduğunu.
    Bilseydim şu anki gönül acımın
    Senin yokluğundan var olduğunu.

    Boyun mu bükmezdim sitem etmene,
    Bilseydim sükûtun kâr olduğunu.
    Sebep mi olurdum dargın gitmene,
    Bilseydim küsünce sır olduğunu.

    Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz,
    İçimin ağlayan nâr olduğunu.
    Bilseydim odamın dört duvarı buz,
    Sensiz yatağımın kar olduğunu.

    Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa
    Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
    Bilseydim zindandan daha karanlık,
    Bilseydim hücreden dar olduğunu....

    Cemal SAFİ
     
  4. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    Sensiz Olmadi

    Kaybolan neşemi şarkıda, sazda,
    Bulmayı denedim, sensiz olmadı,
    Felekten bir gece çalıp biraz da,
    Gülmeyi denedim, sensiz olmadı...

    Hasreti herkesten çok tanıyorum,
    Bu zehrin üstüne yok sanıyorum,
    Yaşlı gözlerimden utanıyorum,
    Silmeyi denedim, sensiz olmadı...

    Doğmanı bekledim battığın yerden,
    Dönmeyi bilmedin gittiğin yerden,
    Beni sarhoş diye sattığın yerden,
    Gelmeyi denedim, sensiz olmadı...

    Evlenmiş dediler, çıldıracaktım,
    Resim, mektup, şiir, ne varsa yaktım,
    İlmeği kaç defa boynuma taktım,
    Ölmeyi denedim, sensiz olmadı...

    Cemal Safi
     
  5. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    Hüzün Adres Değiştirir Zamanla ..


    Yakışmıyor cepheyi terk edişin.
    Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim.
    Fazla sürmez hatanı fark edişin.
    Hasret eken hüsran biçer sevdiğim.

    Adet ettin aşk dersini asmayı,
    Hüner sandın sırra kadem basmayı,
    Yetti artık çok denedim susmayı.
    İsyan eden bayrak açar sevdiğim.

    Nice avcı bende silah sınadı,
    Geri tepti sineleri kanadı.
    Kırılsa da yüreğimin kanadı
    Yine açar, yine uçar sevdiğim.

    Bir resmimiz bile yoksa baş başa,
    Reva mıdır ben yanayım, sen yaşa.
    Aşk sunacak saki mi yok sarhoşa
    Yine bulur, yine içer sevdiğim.

    Aynaların farkı kalmaz düşmanla.
    Tanışırsın doğduğuna pişmanla.
    Hüzün, adres değiştirir zamanla,
    Benden geçer sana göçer sevdiğim.

    Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
    Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
    Ağlama der dosta, Âşık Daimi
    Bu da gelir bu da geçer sevdiğim.


    Cemal SAFİ
     
  6. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    Güvenme Güzelliğine ..

    Çeker gibi bakma hançeri kından.
    Senin de canını yakan bulunur.
    Seninde bir zalim gelir hakkından.
    Sana da bir kurşun sıkan bulunur.

    Aşkımın ahıyla tutulur yakan.
    Alıcı kuş kadar sürmez fiyakan.
    Senin de gözünü yaşlı bırakan,
    Senin de boynunu büken bulunur.

    Merhamet olmazsa kalp kiracında
    Tahtın da kurtarmaz seni tacın da
    Bir kara sevdanın darağacında
    Senin de ipini çeken bulunur


    Cemal SAFİ
     
  7. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    Sende Kalmış ..

    Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
    Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.
    Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
    Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.

    Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu
    Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
    Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu
    Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.

    Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,
    Saçlarına hasreti tanımayan ellerim,
    Rengârenk rüyalarım, tozpembe hayallerim
    Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.

    Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,
    Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
    Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,
    Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.

    Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.
    Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.
    Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.
    Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.

    Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
    Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
    Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,
    Can diyorum sana, can kafesim sende kalmış.

    Allah'ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,
    Sanki her noksanımı mecburum itirafa,
    Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa
    Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.

    Gel Tanrı'ya borcunu teslim etsin bu yürek,
    Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
    Kelime-i Şahadet getirmem için gerek,
    Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.


    Cemal SAFİ
     
  8. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>


    Tek Hece AŞK ..

    Var mı beni içinizde tanıyan?
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
    Kalmasa da şöhretimi duymayan,
    Kimliğimi tarif etmek zor benim...

    Bülbül benim lisanımla ötüştü.
    Bir gül için can evinden tutuştu.
    Yüreğine Toroslardan çığ düştü.
    Yangınımı söndürmedi kar benim...

    Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
    Benimle değişti talihi bahtı,
    Yerle bir eylerim taç ile tahtı,
    Akıl almaz hünerlerim var benim...

    Kamil iken cahil ettim âlimi,
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
    Yavuz iken zebun ettim Selim'i,
    Her oyunu bozan gizli zor benim...

    Yeryüzünde ben ürettim veremi.
    Lokman Hekim bulamadı çaremi.
    Aslı için kül eyledim Kerem'i.
    İbrahim'in atıldığı kor benim...

    Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di.
    Hatrım için yüce dağlar delindi.
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
    Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

    İlahimle Mevlana'yı döndürdüm.
    Yunus'umla öfkeleri dindirdim.
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
    Mevla'danım, hayır benim, şer benim...

    Kimsesizim hışmım da yok, hasmım da
    Görünmezim cismim de yok, resmim de
    Dil üzmezim, tek hece var ismimde
    Barınağım gönül denen yer benim

    Cemal SAFİ
     
  9. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>


    Vur da Öyle Git ..

    İdam mahkumunun söz hakkı vardır
    Bari son arzumu sor da öyle git
    Arının çiçekte göz hakkı vardır
    Bir buse için dur da öyle git

    Madem gidiyorsun bura son durak
    Ne adres, ne mektup, ne resim bırak
    Kendinden bir parça bir cisim bırak
    Saçından birkaç tel ver de öyle git

    Ardımdan bir damla yaş dökeceksen
    Adımı andıkça ah çekeceksen
    Kabrime bir gonca gül dikeceksen
    Ne olur yaşatma vur da öyle git

    Hem yıllarca oyna gönül sahnemde
    Hem perdeyi kapat en mutlu demde
    Sitem oklarına hedef sinemde
    Açtığın yarayı sar da öyle git

    Pişmanlık duyar da dönersen geri
    Gel de gör aşkından kalan eseri
    Seyret ateşinin düştüğü yeri
    Hasretin zulmünü gör de öyle git..

    Cemal SAFİ
     
  10. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    Besmele


    Hergün biraz daha yoruyor beni
    Hasretinle başa çıkamıyorum
    Hergece bir yerden vuruyor beni
    Sağ salim sabaha çıkamıyorum

    Savaşta geçirdim sanki bir ayı
    Düşmandan almadım ben bu yarayı
    Giderken verdiğin tek sigarayı
    Hatıradır diye yakamıyorum

    Vicdanın halimi hiç mi sormuyor ?
    Küsecek ne yaptım aklım ermiyor !
    Zalimsin demeye dilim varmıyor
    Tavrına bir isim takamıyorum

    Yeterki mektup yaz canımı dile
    Yetmezse uğrunda çektiğim çile
    Nazar değer diye resmine bile
    BESMELE çekmeden bakamıyorum...
     
  11. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    Benim

    Var mı beni içinizde tanıyan
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
    Kalmasa da şöhretimi duymayan
    Kimliğimi tarif etmek zor benim

    Bülbül benim lisanımla ötüştü
    Bir gül için canevinden tutuştu
    Yüreğime Toroslardan çığ düştü
    Yangınımı söndürmedi kar benim

    Niceler sultandı kraldı şahtı
    Benimle değişti talihi bahtı
    Yerle bir eyledim taç ile tahtı
    Akıl almaz hünerlerim var benim

    Kamil iken cahil ettim alimi
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi
    Yavuz iken zebun ettim Selim’i
    Her oyunu bozan gizli zor benim

    Yeryüzünde ben ürettim veremi
    Lokman Hekim bulamadı çaremi
    Aslı için kül eyledim Kerem’i
    İbrahim’in atıldığı kor benim

    Sebep bazı Leyla bazı Şirin’di
    Hatrım için yüce dağlar delindi
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
    Kuvvet benim kudret benim fer benim

    İlahimle Mevlana’yı döndürdüm
    Yunusumla öfkeleri dindirdim
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm
    Mevladanım hayır benim şer benim

    Benim için yaratıldı Muhammet
    Benim için yağdırıldı o rahmet
    Evliyanın sözündeki muhabbet
    Enbiyanın yüzündeki nur benim

    Kimsesizim hısmım da yok hasmım da
    Görünmezim cismim de yok resmim de
    Dil üzmezim tek hece var ismimde
    Barınağım gönül denen yer benim
     
  12. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    NE YAZAR

    Duydum ki vefasız incinip küsmüş
    Darılsa ne yazar darılmasa ne?
    Bir selam yollardı onu da kesmiş
    Kırılsa ne yazar kırılmasa ne?

    Ben keder üretir dert yaratırım,
    Aleme ibrettir her bir satırım,
    Kırk yılın başında halim hatırım
    Sorulsa ne yazar sorulmasa ne?

    Benden uzak olsun ersin ahtına
    Dilerim sultanlar çıksın bahtına
    Layık olmadığı gönül tahtına
    Kurulsa ne yazar kurulmasa ne?

    Kervanı kırılmış çölden beterim
    Hancıya yolcuya hasret giderim
    Yüz karası olmuş gönül defterim
    Dürülse ne yazar dürülmese ne?

    CEMAL SAFİ
     
  13. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>


    SATILIR DİYE

    Adını kâğıda yazamıyorum,
    Gün olur yerlere atılır diye.
    Ellerim tutmuyor çizemiyorum,
    Resmini görenler tutulur diye...

    Gençliğin aksa da ömür çeşmemden,
    İçemem, korkarım dile düşmenden!
    Yaşını gizlerim dosttan düşmandan,
    Duyanlar gülmekten katılır diye...

    Uğrunda kaç kalbi kırık bıraktım!
    Kırk yıllık dostları nârına yaktım!
    Tek senin incinip küsmenden korktum;
    O hilâl kaşların çatılır diye...

    Aşkın bedelliyse peşin öderim.
    Sen infaz edersen ipe giderim.
    Kapında bir ömür kulluk ederim;
    Bastığın yerlerde yatılır diye...

    Önceden kölenin suçunu göster,
    Sonra'da al götür pazarla ister,
    Kaç para derlerse saçını göster;
    Bunun bir teline satılır diye!...

    CEMAL SAFİ
     
  14. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>



    BİLSEN

    Kırdığın kadehte kalan ömrümden
    Ağlarsın içtiğin yılları bilsen
    Sayende sararıp solan ömrümden
    Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen

    Bağban eyle dedin beni bağrına
    Yanılıp yakılıp uydum çağrına
    Bir demet hercai çiçek uğruna
    Ağlarsın kırdığın gülleri bilsen

    Ateşe su dedim göz göre göre
    Aklım zavallıydı duyguma göre
    Bahtına şükretti mecnun bin kere
    Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen

    Ar ettim sakladım uğraşlarımı
    Haberdar etmedim sırdaşlarımı
    Gizlemek isterken göz yaşlarımı
    Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen

    Sefiller gücünü bende sınadı
    Kimi kaçık dedi kimi bunadı
    Berduş eleştirdi sarhoş kınadı
    Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen

    Felsefe böyledir divanelerde
    teselli aranır bahanelerde
    bir kadeh mey için meyhanelerde
    ağlarsın düştüğüm halleri bilsen

    CEMAL SAFİ
     
  15. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>


    KISKANDIR



    Ateş-i aşkınla öyle dağla ki,
    Nar-ı cehennemde koru kıskandır...
    Şu kara bahtıma öyle çağla ki,
    Mehtabı, gurubu, nuru kıskandır! ...

    Bahçelere veda ederken hayat,
    Yeşersin gözlerin hazana inat.
    Allah’ın aşkına bir kahkaha at!
    Besbeter çatlasın, narı kıskandır! ..

    Kimseye yar demem senin dışında,
    Bekletme hasretin kara kışında.
    Süt beyaz sineni aç dağ başında,
    Kahrından erisin, karı kıskandır! ...

    CEMAL SAFİ
     
  16. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>



    SENDEN SONRASI

    Aşkın hudûdunu aştı muradım,
    Maksûda varıştır senden sonrası;
    Erenler katına belki bir adım,
    Belki bir karıştır senden sonrası.

    Bana bu gayreti sağlayan kudret,
    Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret.
    Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret;
    Ebedî barıştır senden sonrası.

    Bir gonca Bakî'nin gül destesinden,
    Bir yudum sakînin sır testisinden,
    Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden,
    Feyz alış veriştir senden sonrası.

    Yumup gözlerimi yalan dolana;
    Açtım can evimi gerçek olana.
    Elifi bırakıp Karac'oğlana,
    Yunûs'la yarıştır senden sonrası…

    CEMAL SAFİ
     
  17. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    BULAMADIM

    Derdimi döküpte paylaşacaktım,
    Eşimden dostumdan yüz bulamadım.
    Yüzlerce, binlerce lügata baktım,
    Seni anlatacak söz bulamadım...

    Herşeyi sezsemde ıslak saçından,
    Gönlümde arındın bütün suçundan.
    Girdiğin sayısız günah içinden,
    Sana konduracak toz bulamadım...

    Gönlüm hâlâ sende, hâlâ sözünde.
    Siyaha mahkûmunum zindan gözünde.
    Nice dilberlerin güzel yüzünde,
    Seni kaybedecek iz bulamadım...

    Üzdüler dillere verip de seni,
    Ezdiler yerlere serip de seni,
    Gönül penceremden görüp de seni,
    Bana hak verecek göz bulamadım...

    CEMAL SAFİ




    NE KAYBEDERDİN ?

    Bir günah işledim bin af diledim,
    Üstünde durmasan ne kaybederdin?
    Hemen her fırsatta bir tokat gibi,
    Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?

    Neyin eksilirdi beni affetsen ?
    Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen !
    Ne olur birazda bizden bahsetsen,
    Hep onu sormasan ne kaybederdin?

    Evli olmasakta keyfe kederdi,
    Gönül nikahımız bize yeterdi,
    Şeytana uyupta bu kadar derdi,
    Başına sarmasan ne kaybederdin?

    Yakamı tutmasan yargılar gibi,
    Ahiret gününde sorgular gibi,
    Her yerde hatamı sergiler gibi,
    Önüme sermesen ne kaybederdin?

    Üstüme gelmesen sıkana kadar,
    Üzmesen canımdan bıkana kadar,
    Dağ gibi sabrımı yıkana kadar,
    Dilini yormasan ne kaybederdin?

    Kanattın yaramı günbegün deşip,
    Paramparça oldun gözümden düşüp,
    Çılgın seller gibi haddini aşıp,
    Üstüme varmasan ne kaybederdin?

    Hiç şansın kalmadı dönsen de geri,
    Yitirdin verdiğim bütün değeri,
    Aşkına emanet ettiğim yeri,
    Bu kadar kırmasan ne kaybederdin?


    CEMAL SAFİ
     
  18. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>



    NE YAZAR

    Duydum ki vefasız incinip küsmüş
    Darılsa ne yazar darılmasa ne?
    Bir selam yollardı onu da kesmiş
    Kırılsa ne yazar kırılmasa ne?

    Ben keder üretir dert yaratırım,
    Aleme ibrettir her bir satırım,
    Kırk yılın başında halim hatırım
    Sorulsa ne yazar sorulmasa ne?

    Benden uzak olsun ersin ahtına
    Dilerim sultanlar çıksın bahtına
    Layık olmadığı gönül tahtına
    Kurulsa ne yazar kurulmasa ne?

    Kervanı kırılmış çölden beterim
    Hancıya yolcuya hasret giderim
    Yüz karası olmuş gönül defterim
    Dürülse ne yazar dürülmese ne?

    CEMAL SAFİ



    SATILIR DİYE

    Adını kâğıda yazamıyorum,
    Gün olur yerlere atılır diye.
    Ellerim tutmuyor çizemiyorum,
    Resmini görenler tutulur diye...

    Gençliğin aksa da ömür çeşmemden,
    İçemem, korkarım dile düşmenden!
    Yaşını gizlerim dosttan düşmandan,
    Duyanlar gülmekten katılır diye...

    Uğrunda kaç kalbi kırık bıraktım!
    Kırk yıllık dostları nârına yaktım!
    Tek senin incinip küsmenden korktum;
    O hilâl kaşların çatılır diye...

    Aşkın bedelliyse peşin öderim.
    Sen infaz edersen ipe giderim.
    Kapında bir ömür kulluk ederim;
    Bastığın yerlerde yatılır diye...

    Önceden kölenin suçunu göster,
    Sonra'da al götür pazarla ister,
    Kaç para derlerse saçını göster;
    Bunun bir teline satılır diye!...

    CEMAL SAFİ




    BİLSEN

    Kırdığın kadehte kalan ömrümden
    Ağlarsın içtiğin yılları bilsen
    Sayende sararıp solan ömrümden
    Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen

    Bağban eyle dedin beni bağrına
    Yanılıp yakılıp uydum çağrına
    Bir demet hercai çiçek uğruna
    Ağlarsın kırdığın gülleri bilsen

    Ateşe su dedim göz göre göre
    Aklım zavallıydı duyguma göre
    Bahtına şükretti mecnun bin kere
    Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen

    Ar ettim sakladım uğraşlarımı
    Haberdar etmedim sırdaşlarımı
    Gizlemek isterken göz yaşlarımı
    Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen

    Sefiller gücünü bende sınadı
    Kimi kaçık dedi kimi bunadı
    Berduş eleştirdi sarhoş kınadı
    Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen

    Felsefe böyledir divanelerde
    teselli aranır bahanelerde
    bir kadeh mey için meyhanelerde
    ağlarsın düştüğüm halleri bilsen

    CEMAL SAFİ



    KISKANDIR



    Ateş-i aşkınla öyle dağla ki,
    Nar-ı cehennemde koru kıskandır...
    Şu kara bahtıma öyle çağla ki,
    Mehtabı, gurubu, nuru kıskandır! ...

    Bahçelere veda ederken hayat,
    Yeşersin gözlerin hazana inat.
    Allah’ın aşkına bir kahkaha at!
    Besbeter çatlasın, narı kıskandır! ..

    Kimseye yar demem senin dışında,
    Bekletme hasretin kara kışında.
    Süt beyaz sineni aç dağ başında,
    Kahrından erisin, karı kıskandır! ...

    CEMAL SAFİ



    SENDEN SONRASI

    Aşkın hudûdunu aştı muradım,
    Maksûda varıştır senden sonrası;
    Erenler katına belki bir adım,
    Belki bir karıştır senden sonrası.

    Bana bu gayreti sağlayan kudret,
    Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret.
    Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret;
    Ebedî barıştır senden sonrası.

    Bir gonca Bakî'nin gül destesinden,
    Bir yudum sakînin sır testisinden,
    Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden,
    Feyz alış veriştir senden sonrası.

    Yumup gözlerimi yalan dolana;
    Açtım can evimi gerçek olana.
    Elifi bırakıp Karac'oğlana,
    Yunûs'la yarıştır senden sonrası…

    CEMAL SAFİ




    BULAMADIM

    Derdimi döküpte paylaşacaktım,
    Eşimden dostumdan yüz bulamadım.
    Yüzlerce, binlerce lügata baktım,
    Seni anlatacak söz bulamadım...

    Herşeyi sezsemde ıslak saçından,
    Gönlümde arındın bütün suçundan.
    Girdiğin sayısız günah içinden,
    Sana konduracak toz bulamadım...

    Gönlüm hâlâ sende, hâlâ sözünde.
    Siyaha mahkûmunum zindan gözünde.
    Nice dilberlerin güzel yüzünde,
    Seni kaybedecek iz bulamadım...

    Üzdüler dillere verip de seni,
    Ezdiler yerlere serip de seni,
    Gönül penceremden görüp de seni,
    Bana hak verecek göz bulamadım...

    CEMAL SAFİ




    NE KAYBEDERDİN ?

    Bir günah işledim bin af diledim,
    Üstünde durmasan ne kaybederdin?
    Hemen her fırsatta bir tokat gibi,
    Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?

    Neyin eksilirdi beni affetsen ?
    Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen !
    Ne olur birazda bizden bahsetsen,
    Hep onu sormasan ne kaybederdin?

    Evli olmasakta keyfe kederdi,
    Gönül nikahımız bize yeterdi,
    Şeytana uyupta bu kadar derdi,
    Başına sarmasan ne kaybederdin?

    Yakamı tutmasan yargılar gibi,
    Ahiret gününde sorgular gibi,
    Her yerde hatamı sergiler gibi,
    Önüme sermesen ne kaybederdin?

    Üstüme gelmesen sıkana kadar,
    Üzmesen canımdan bıkana kadar,
    Dağ gibi sabrımı yıkana kadar,
    Dilini yormasan ne kaybederdin?

    Kanattın yaramı günbegün deşip,
    Paramparça oldun gözümden düşüp,
    Çılgın seller gibi haddini aşıp,
    Üstüme varmasan ne kaybederdin?

    Hiç şansın kalmadı dönsen de geri,
    Yitirdin verdiğim bütün değeri,
    Aşkına emanet ettiğim yeri,
    Bu kadar kırmasan ne kaybederdin?


    CEMAL SAFİ



    KAL SAĞLICAKLA

    Kader defterimin dram bölümü;
    Sana tutsak ettim sefîl gönlümü,
    Esaret yerine bil ki ölümü,
    Seçerim sevgilim kal sağlıcakla.

    Benimle bir dünya dar geldi sana,
    Seviyorum demek ar geldi sana,
    Kara toprak daha yâr geldi bana,
    Göçerim sevgilim kal sağlıcakla.

    Göçüp gidenlerin son nefesini,
    O sessiz ülkenin efsânesini,
    Hayatla ecelin mesafesini,
    Ölçerim sevgilim kal sağlıcakla.

    Çektiğim çileler gelmiyor dile,
    Söylesem nafile, yazsam nafile,
    Senden vazgeçersem, Sırat'tan bile
    Geçerim sevgilim kal sağlıcakla.


    CEMAL SAFİ


    KIŞ GELMEZ OLDU

    Kimi gerçek kınar kimi şakadan,
    Sanırlar elimden iş gelmez oldu.
    Destek alsam Çin’den Amerika’dan,
    Zalim kaderimle baş gelmez oldu.

    Gayem ne safahat, ne saltanattı.
    Felsefem hep şükür, hep kanaatti.
    Kahve açtım garsonlarım çay sattı.
    Çatlaksız kırıksız boş gelmez oldu.

    Kenardan köşeden borç yiye yiye,
    Servetim yük olmaz oldu kediye,
    Soba bayi oldum güz geldi diye,
    İlkbahar yaklaştı, kış gelmez oldu.

    Yaslanamam betonarme yapıya,
    Çökeceği tutar şanssızlık bu ya,
    Kaç yıl gele attım bir tek kapıya,
    Ecelim geldi de şans gelmez oldu.

    Neyi esirgesem gelir nazara,
    Bahçevan oldum da bir gülizara,
    N’olur bülbül ötsün bir gün kazara,
    Saksağandan başka kuş gelmez oldu.

    Bu nasıl adalet, bu nasıl dava?
    Tatlı lokma yiyemedim bedava,
    Hangi toyda kaşık atsam pilava,
    Benden başkasına taş gelmez oldu.

    Gün günü arattı duygularıma,
    Geceler güç kattı kaygılarıma,
    Kabuslar kastetti uykularıma,
    Hayra yorulacak düş gelmez oldu.

    Tehlike çalsa da bütün hatlarım,
    Dosta vız geliyor tüm imdatlarım,
    Nice şiirlerim iltifatlarım,
    Yarin kulağına hoş gelmez oldu.

    Kör olası gözüm, pınardı hani?
    Her dostu ağıtla anardı hani?
    Dağ gibi babamı aldı da fani,
    O gündür bu gündür, yaş gelmez oldu.

    CEMAL SAFİ
     
  19. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    İYİ Mİ BÖYLE

    Sensin tertip eden bu çilegâhı
    Sensin tercih eden aşka nikâhı.
    Yanlış mı sevgilim, yalan mı söyle?
    İyi mi bir tanem, iyi mi böyle?...

    Hangimiz gafilmiş, hangimiz şaşkın?
    Hangimiz kanına girdi bu aşkın?
    Giden mi günâhkar, kalan mı söyle?
    İyi mi nur tanem, iyi mi böyle?...

    Neden bunca hasret, neden bu keder?
    Sen benden derbeder, ben senden beter.
    Suçlu kim! Kalbim mi, çalan mı söyle?
    İyi mi nar tanem, iyi mi böyle?...

    Zaman aynasında görürsün yarın,
    Hangimiz helâlin, hangimiz yârin.
    Seni kaybeden mi, bulan mı söyle?
    İyi mi kor tanem, iyi mi böyle?...

    CEMAL SAFİ


    İLAH GÖZLERİN

    Medet bekliyorum vurduğu yerde,
    Oralı olmuyor siyah gözlerin.
    Gönlümü dağlıyor gördüğü yerde,
    Kanıma susamış silah gözlerin.

    Her yalan sözüne iftira ekler,
    Sayısız suçunu sırtıma yükler,
    Cenneti müjdeler ibadet bekler,
    Şeytanın taptığı ilah gözlerin.

    Feryadım asılsız şikayet değil,
    Laf değil, söz değil rivayet değil,
    Yetim hakkı değil cinayet değil,
    Korktuğum en büyük günah gözlerin.

    CEMAL SAFİ


    ÇOBAN KIZI

    Tayfuna tutuldum aşk deryasında,
    Yönümü yitirdim yüzer dururum,
    Sahilde vurduğum dert adasında,
    Dolmayan çilemi yazar dururum…

    Sezince boyundan büyük nazını,
    Prenses sanmıştım çoban kızını,
    Armağan ettiğin çam sakızını,
    Ya sabır taşında ezer dururum…

    İltifat eylesem sus der istemez,
    Şiirler söylesem kes der istemez,
    İsyankar olurum ister istemez,
    Canımdan usanır bezer dururum…

    Aklında iki gün birini tutmaz,
    Deli etmek için beni unutmaz,
    Bugünkü adresi yarını tutmaz,
    Mahalle mahalle gezer dururum…

    Her gece teklifsiz rüyama girer,
    Uykumu bölmenin zevkine erer,
    Önüme bir yığın bilmece serer,
    Ağlaya ağlaya çözer dururum…

    Bir zaman baş tacı ettiğin bendim,
    Nereye layıktım nereye kondum,
    Kapıya atılmış paspasa döndüm,
    Çiğneyip geçtikçe tozar dururum…

    CEMAL SAFİ
     
  20. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    GÜZELSİN

    Görenler kendini beğenmiş sansın,
    Sen böyle havalı pozla güzelsin.
    Varsın âşıkların bıksın usansın,
    Sen böyle cilveyle, nazla güzelsin...

    Göz göze gelince aklım şaşıyor,
    Yüreğim koşmaktan yorgun düşüyor,
    Sığmıyor gönlüme aşkın taşıyor,
    Sen benim haddimden fazla güzelsin...

    Vadesi yakına eğleme meyil,
    Sen sen ol zamanı zengine eğil,
    Ben gibi hüzünlü hazanla değil,
    Sen, taze baharla, yazla güzelsin...

    Aşk hevesle başlar, hasret, gurbetle.
    Solmasın gençliğin gamla, kasvetle.
    Çünkü sen her zaman şen muhabbetle,
    Şiirle, şarkıyla, sazla güzelsin...

    CEMAL SAFİ


    GURUR

    Var git bahçesinde açıl ellerin,
    Diken dillerine deymez güllerin,
    Mangal yüreğimde aşkın ateşi,
    Söndüyse sebebi gurur küllerin…
    CEMAL SAFİ


    GÖNÜL

    Ben sana uymazsam ağrımaz başım,
    Sayende gülecek yüzüm yok gönül.
    Nereyi yıkmadı benim gözyaşım,
    Nerede hıçkırık izin yok gönül.

    Yeni bir afet mi girdi düşüne?
    Hadi Allah versin çek git işine,
    Bir fettan gözlünün düşüp peşine,
    Derbeder olmaya luzüm yok gönül.

    Ne bana cilve yap, ne yalvar yakar,
    Yerimde kim olsa usanır bıkar,
    İstersen karşıma huriler çıkar,
    Vallahi billahi gözüm yok gönül.

    Son diye söz verdin her seferinde,
    Vefa yok, ne Aynur, ne Ayfer’inde,
    Hayırsız Nur’unda Nilüfer’inde,
    Emelim, özlemim, arzum yok gönül .

    Seni çöle çevirmeye mahkumum,
    Ne bir gülüm olsun, ne bir zakkumum,
    Çoktandır başladı ,yaprak dökümüm,
    Takvimde baharım, yazım yok gönül.

    Nerede görülmüş, güldüğüm nerde,
    Nerede başımı sokmadın derde,
    Her aşkta hüsranla kapandı perde,
    Artık o tarakta bezim yok gönül.

    Kapandı sevdanın dönemi bence,
    Kalmadı Leyla’nın önemi bence,
    Gene mi özendin gene mi gence,
    Sana söyleyecek sözüm yok gönül.

    CEMAL SAFİ


    DÖNÜŞÜ OLMAYAN

    Sen misin neşemi götüren zalim,
    Senin de bugün son gülüşün olsun…
    Aşkımı burnumdan getiren zalim,
    Dönüşü olmayan gidişin olsun…

    En kötü günümü arattın bana,
    Ne benli hayalin nede düşün olsun…
    Melekten bir şeytan yarattın bana,
    Dönüşü olmayan gidişin olsun…

    Kimseden merhamet dilenmemiştim,
    Kapımda dilenmek son işin olsun…
    Kimseye ah edip ilenmemiştim,
    Dönüşü olmayan gidişin olsun…

    Ben aşkın narına yandım seninle,
    Mum gibi eriyip sönüşün olsun…
    Gözyaşın ismimi yazsın diline,
    Dönüşü olmayan gidişin olsun...

    Hıçkıra hıçkıra çığlık çığlığa,
    Martılar misali ötüşün olsun…
    Peşimde koşuştur soluk soluğa,
    Dönüşü olmayan gidişin olsun…

    Sarhoşa meze ol meyhanelerde,
    Günahkar ellerde bitişin olsun…
    Enkazın bulunsun viranelerde,
    Dönüşü olmayan gidişin olsun…

    CEMAL SAFİ
     

Bu Sayfayı Paylaş