Gökhan Özcan - İnsan Neresinden Azalır?

'Yazılar, Denemeler.' forumunda zipper tarafından 25 Tem 2015 tarihinde açılan konu

  1. zipper

    zipper Well-Known Member


    [​IMG]



    Gündelik hayatın küçük isyanları, gencecik bedenleri parçalayan bu vahşi bombaların teknolojisine yetmez.
    Dönüp ısrarla, kimin kötülüğü bir endüstriye çevirebilecek kadar soğukkanlı olabileceğini sormak lazım!
    Fiillerin görünür failleri olması gerektiği gibi hep eşkali çok kolay çizilebilen tiplerdir ve asıl görevleri meçhul kalmasınlar diye formlarda failler için bırakılan noktalı kısımları doldurmaktır.

    Bombayı bedenine sararak patlatanın hikayesi, etrafında bulunan kurbanlarının hikayesiyle birlikte o anda biter, peki asıl hikaye de orada biter mi?
    Bizim için patlayan bir bomba onlarca masum insanın canını yakan kahredici bir hadisenin nedenidir. Bazıları içinse herkesin başını başka bir yöne çevirmesini sağlayarak cürmünü görünmez kılan bir iş kolaylığıdır.
    Kitleler üzerinde herhangi bir algı oluşturmak isteyenler artık senaryolarını oluştururken 'ince' düşünmeyi dahi gerekli görmüyor; çünkü herkes başkalarının kötülüğünün sonsuz olduğuna inanmaya zaten fazlasıyla hazır!
    Herhangi bir provokatif hadisenin üstüne iliştirilmiş halde bulunan ok işaretlerine inananlar, bir sonraki elim hadisenin duygusal ve zihnî sponsorluğunu üstlenmiş oluyor.
    Herkes ateşin altına odun atanları konuşuyor ama o odunları çalı çırpının tutuşturduğunu unutuyor!
    Teknik olarak bombalar bir çok farklı malzemeyle imal edilebilir ama bombaları patlatan şey her zaman sadece nefrettir!
    Dünyada gerçekten toplum mühendisliğini kendine meslek edinen birileri varsa; onlar, ucu öfkeye çıkan her sözü ayrı ayrı kışkırtarak bu yaygın sağırlaşmayı üretenlerdir.
    İyilik bizim gibiler için doğuştan gelen değişmez bir yetenek; kötülüğü ise otomatikman hep bize hiç benzemeyenler yapıyor nedense!
    Her şeyin her zaman en doğrusunu bilen ve her ne olursa olsun sebepsiz haklılığını hiç yitirmeyen milyonlarca insan var; çatışmanın sebebini hâlâ merak ediyor musunuz?
    İletişimsizliğin aşırı konuşkanlık nedeniyle sürekli arttığı bir zamandayız; en çok dinlemeyi bilmeye ihtiyacımız var.

    “Kaybediyoruz!” dedi kederli olan. “Neyi kaybediyoruz?” diye sordu diğeri. “Kazanabileceğimiz her şeyi!” diye mırıldandı artık daha da kederli olan.
    Bugün gelinen noktadan geri dönmek ve her şeyi yeniden yerli yerine koyabilmek için; hepimizin, sonuna kadar haklıyken bile, sonuna kadar haksız olanların insanlıklarını gözden çıkarmayacak bir gönül genişliğine erişmemiz gerekiyor!
    İçinde düşmanlıkla yaşamaya bu kadar kolay razı olmak, zaten kaybetmiş olmak demektir.
    Fıtratından bu kadar uzağa düşmeye aldırmayanların neye inandığının ve neyi savunduğunun ne önemi var?
    İnsan azala azala bitecek diye endişe etmemek mümkün değil bugünlerde!
    İnsanlığın kaybettiği bir yerde insan ne kazanabilir?
    “Yanan sensin belki ama” dedi meczup, “kül olan benim!”
     
    berrak_ bunu beğendi.

Bu Sayfayı Paylaş