Son Türk Dizilerinde neden herkes zengin?

'Serbest Kürsü' forumunda Özgür tarafından 4 Kas 2013 tarihinde açılan konu

  1. Özgür

    Özgür Administrator Site Yetkilisi

    Sizce en fakiri bile neden orta düzey aile gibi yaşıyor :)
    Esprili cevaplara açıktır konu sadece siyasetsiz :)
     
  2. bermer

    bermer Well-Known Member

    Milli piyango idaresine para kazandırmak için... ;)

    Admin :D hem seni üzmedim hem kendimi...:D :D :D
     
  3. Pl1

    Pl1 Mary Poppins Site Yetkilisi

    ay bende sinirim bu dizilere bir de günlük giysi olarak tuvalet giyinmiyorlar mı şoklardayım ...
     
  4. bermer

    bermer Well-Known Member

    Ay niye öyle diyorsun Pl1'im, ben senin gardrobunu gördüm, hizmetçinle konuştum, günde 3 kere kıyafet değiştiriyormuşsun, aynı rengi üst üste giymiyor, Dior, Chanel, Gucci giymeden misafir kabul etmiyormuşsun... :D

    Alt hizmetçin dedi ki hanım hep bu dizilerden sonra böyle oldu, Orta hizmetçin tıkırtılı, allı pullu ayakkabılarını giymeden yataktan bile kalkmaz derken, Kahyan'da dedikodu yapmayın bakim diye kovaladı bizi...

    Hep bu dizilerdenmiş canım, acıdım valla.. :zuhaha: :zuhaha: ;)
     
  5. Özgür

    Özgür Administrator Site Yetkilisi

    Bir de fakirmiş rolü oynayanlar var mesela bu dizilerde... Onlar daha da komik geliyor bana... Misal hepsi taksiyle eve dönüyor... Fakir gecekondu mahallesinde oturan insan ancak ve ancak çok zor durumdaysa taksiye biner o da hayatında birkaç kere olur herhalde :D Ya da ayaklarında marka bir ayakkabı, elinde son çıkmış telefon olmaz... Ama nedense bu tip dizilerde en fakirler bile bi garip giyinip, yaşıyorlar :D :D Başka bir ülkede hissetme isteğimidir nedir dizileri seyrettiren :D
     
  6. bermer

    bermer Well-Known Member

    Ya ben şuna da bayılıyorum, dizi de kızımız elini kaldırıyor hooop taksi duruyor önünde, ne bekleme var ne de bu taksi beni istediğim yere götürebilir mi endişesi..

    Sanırsın taksici kapının önünde pusuya yatmış şuradan zengin çocuğu çıksa el etse de ben onun önünde şaaak diye dursam hayalinde...

    Yok kardeşim bu senaristler hiç İstanbul taksi şöforlerini tanımıyor... Bu saatte orası sıkışıktır sokma beni şimdi, seni şurada indireyim Metro ile git diyeni bile yok.. Kınadım... :D yada bir batsın dünya bile bile dinletmiyorlar, pööf.. :D
     
  7. Pl1

    Pl1 Mary Poppins Site Yetkilisi

    ay tabi ben o kalantor takımdanım Bermer, döktün tüm saklılarımı alacağın olsun:hih:
     
  8. Pl1

    Pl1 Mary Poppins Site Yetkilisi

    nerede taksicisi bile zengin bu dizilerin:zuhaha::zuhaha:
     
  9. bermer

    bermer Well-Known Member

    Bir de bak ne aklıma geldi, son dönem dizilerdeki kadınlar en şıkıdım elbiseleri askı gibi taşıyorlar.
    Ne otururken ne kalkarken bir pot yok, hadi anladım kadın, adam oyuncu da, nasıl oturup kalkacağını çalışıyor da, elbisesi ne ayak? yani hiç mi kırışmaz, toplanmaz, buruşmaz? Diziye özel robotik giysi giyiyorlar bence...

    Hani akıllı ah yine unuttum hani byte gibi de kendi yapay zekası var, elbise kırışacağı zaman hemen oraya üşüşüp içten müdahale yapıyorlar- yahu neydi adı ? pöööf..
     
  10. Pl1

    Pl1 Mary Poppins Site Yetkilisi

    ay eskiden (tek kanalken yani) Türk filmlerini eleştirirdim aman piyano çalıyor arkadan keman sesi geliyor falan diye şimdi kanal çok dizide bizim eleştiri alanımız değişti sayelerinde:zuhaha::zuhaha:
     
  11. curium

    curium Primus inter pares

    bermerim onlar elbiselerinde nanoteknololiji kullanıyorlarmış ondan öyle kalıp gibi. sende çık dolaş mağaza mağaza bedenine uyacak elbiseyi ara. yok bunun rengi uymadı, şunun beli geniş boyu kısa olanı yok mu diye paralan dur. :zuhaha: :zuhaha:
     
  12. anonim

    anonim E-kitap Müdavim

    Son dönem Türk dizilerini izleyebilmek icin cidden sabir lazim bir kere… Her biri en az bir bucuk saatlik dizi olmaz her seyden önce..O zamani doldurabilmek icin de atis serbest dogal olarak.. Sacmala sacmalayabildigin kadar..
    Herbiri sirket sahibi ama o sirketler ne is yapar belli degil.. Italyan / Ingiliz takimlari cekip Sicilya mafyasi gibi kasilarak ortada dolaninca is adami oluyor adamlar…
    Bir dizide sormustu babasina cocuk:
    “Baba , soba ne demek??”
    Cevap verdi babasi:
    “Eskiden sobalar vardi oglum..Fakir insanlar odun, kömür alir, sobada yakar , isinirlardi.”
    Sanirsiniz Elysium´da yasiyorlar.. Pes..
    Ben size diyeyim bunlarin dertlerini…Ya bu senaristlere cocukken analari babalari hic masal okumamis…Acisini simdi cikariyorlar.. Ya da izleyiciye masal okuyan olmamis…Simdi uyutuluyorlar..
    Tabii „Rapunzel Rapunzel ..Uzat saclarini..“ diyecek halleri yok.. Zaten öyle bir sey olsa Rapunzel´in sonunu düsünmek bile istemiyorum… „Yavrum ..Hepsi senin mi o….. ee sey saclarin..“
    Neyse iste …Gercek hayattan kopuk yasamak ya da hayati unut(tur)maya calismak böyle bir sey… Bebelere masallar yani…
     
  13. curium

    curium Primus inter pares

    şu yazılanları okudukça dizi izlememekle en doğrusunu yaptığıma bir kez daha şahit oldum. yeni nesilin bunları anlayabileceğini düşünmüyorum. bizler gerçekten şanslıymışız. bizler susam sokağı ile çocuk olmayı, mahallenin muhtarlarıyla gülmeyi, bizimkilerle komşuluk ilişkilerini öğrendik, perihan abla ile dertlendik, sıdıka gibi evde kalmaktan korktuk!!, huysuz showla tabularımız yıkıldı, ferhunde hanımlar vardı birde hiç gocunmadan evlerinin kapılarını açar aile sırlarına ortak olurduk. dahada vardır elbet bunlar adını hatırlayabildiklerim sadece. her dizinin bir misyonu vardı hep o yönde ilerledi. bir ne çabuk bitti diye ekrana yapışır kalırdık.

    şimdi bakıyorumda yazılanlara ben iyiki dizi izlemiyorum diyorum.
     
  14. bermer

    bermer Well-Known Member

    Curium, nanoteknoloji'ydi, sen çok yaşa be canım. :D :D

    Artık devir internetten siparişle alma devri mağaza dolaşma da kalktı. Gerçi ben dokunmadan alışverişe alışabileceğimi sanmıyorum.

    Bir de mağazalarda bile yakında ki bu Japonya ve Kore'de uygulamaya geçti, bedeninin elektronik gibi resmi, (bunun da adı gitti aklımdan be, pöööf) çekilip 3 boyutlu olarak eranda kendini görüp istediğin kıyafetlerin üzerinde duruşunu, rengini, deneme kabinine girmeden görebiliyorsun, alıp çıkıyorsun... :)

    Şimdi sosyal yönden bakacak olursak dizilerde, olması gereken yaşam şekli bu algısı oluşturuluyor, göre göre kabulleniyorsun, şimdi evlerde laminant parke, amerikan kapı, pimapen pencere, kapı önünde paspas, dekorlu perde, özel salon takımı, banyoda duşakabin, oturaklı tuvalet, mutfakta gömme dolaplar(ankastre miydi adı?), aspiratör, yerden ısıtma veya kaloriferli ev, çelik kapı olmadan oturmak fakirlik alameti oldu artık..

    Kiralık ev bakarken veya yaşanılan evde bunların olması istenirken yoksunluk hissi duyulması normal oldu... Ah evet diyeceksiniz, ama bunlar ihtiyaç.. Evet artık ihtiyaç oldular, onlarsız kendimizi eksik ve yaşanması zor bir yerde addeder olduk.

    Bütün bunların hepsi dizilerle mi oldu derseniz, bence öyle, beyin önce görüp algılar, seçer ayrıştırır, kabullenme ve uygulama yanında gelir.
     
  15. MerikızZ

    MerikızZ <b>Öz ağlamadan , Göz ağlamaz</b>

    Allah o senaristleri bildiği gibi etsin emiii bi TV zevkim vardı mahvettiler yahuuu artık TV izlemez oldum o derece berbatlarr burjuva takımı olup çıktılar tam bir fiyaskoo )
     
  16. bermer

    bermer Well-Known Member

    Buna karşılık şu da aklıma geldi :D

    Aslında bu ülkede herkes çok zengin, herkesin son model Audi, Bmw, Mercedesi, Jaguarı var, herkes triplex villalarda oturuyor, fitness salonlarında çıkmıyor ve de tenis, golf revaçta olan sporlar...

    Ama... bu ülke bu kadar zengin de bizim haberimiz yok. Neden mi?

    Çünküüüüm; biz aslında başka gerçeklikte yaşıyoruz, seyreden değil seyredileniz...

    Yani kendi dizimizin kahramanlarıyız da senarist, hikayemizin reytinglerine göre bize rol veriyor... Bir nevi Truman Show, ya da Matrix... olamaz mı ? :D :cool:
     
  17. maniackitty

    maniackitty New Member

    Gerçekten de son yıllarda tv de kaliteli bir dizi bulup izlemek oldukça zorlaştı. Bu konuda senaristlerin etkisi çok gibi gözükse de, asıl sorumlusu kanal patronlarıdır. İyi bir senaryo ile karşılarına çıktığınızda ya "tutmaz bu" diye önünüze atarlar ya da kendilerince fazlalık, karmaşık buldukları kısımları atarak hikayeyi kuşa çevirebilirler.

    Kanallar için önemli olan (normal olarak) raiting sonuçlarıdır. İzleyici kitlesi farklı kategorilere göre ayrılıp değerlendirilse de, temel olarak ikiye ayrılır. AB ve Total. AB eğitim düzeyi yüksek kesimi, Total düşük kesimi temsil eder. En çok izlenme oranını totalden elde ettikleri için, dizi ve program tercihlerini onların ilgi gösterdiği tarzlar için kullanırlar. Hatta son zamanlarda bir alt izleyici sınıfı daha belirlendi ve onlara göre hareket ettiler ki, bu da kalitesiz, basit ve klişelerle dolu dizilere maruz kalmamıza neden oldu. Gerçi çoğuna hedef kitlede ilgi göstermediğinden, sezonu bile tamamlayamadan yayından kaldırıldı.

    Bir başka etken ise, işin kolayına kaçarak, yüksek raiting almış yabancı dizilerin senaryolarından uyarlama yapıp başarı sağalamaya çalışmalarıdır. Çoğuda telif hakkı yükünün altına girmek istemediğinden birebir uyarlama yolunu tercih etmez. Ayrıca dünya genelinde dizi süreleri 45-60 dakika olduğundan, bizde 90 dakikaya uzatılmalıdır. Bunlarda düşük tempoya, gereksiz diyaloglara ve çeşitli mantık hatalarının oluşmasına neden oluyor.

    Tabi bunların yanında gerek yönetmenden gerekse senaristten kaynaklanan hatalarda mevcut. arkadaşlarında bahsettiği gibi, insana Türkiye'de olduğunu unutturan bazı sahneler;

    - Ev kirasını ödeyemeyen ama her yere taksiyle giden karakter.
    - Boğazına kadar borca batmış ama son model telefon kullanan karakter.
    - Kredi kartı borcu için tefeciden para alan ama son moda kıyafetler giyen karakter.
    - 7/24 viski içen zengin karakter. (çay, kahve?)
    - Evin içinde ayakkabıyla dolaşan karakter. (slogan: "Zenginiz pisiz")
    - Brunch'a giden karakter. (Az erken kalk kahvaltını yap)
    - Yemeğe iki çatal daldırıp masadan kalkan karakter. (israf, arkandan ağlar o_O)

    Bunlar gibi şeyler işte... Amaç herhalde izleyiciye sahip olamadıklarını göstermek, özendirmek ve hayal dünyasına sürüklemek. Bir bakıma japonların anime ve mangalar yoluyla gerçekleştirdiği olay diyebiliriz. İri ve renkli gözler, dalgalı, uzun ve rengarenk saçlar, uzun bacaklar. Yani, doğuştan sahip olamadıkları herşey. :ha:
     
  18. bermer

    bermer Well-Known Member

    Güzel ve iyi saptamalar bunlar, diline ve yüreğine sağlık Maniackitty...

    Dizilerin başka ülkelerden birebir uygulanmasını sevmiyorum, asıl varken neden taklit seyredeyim ki ? Esinlenme ve etkilenmeyi kabul etsem de dediğin gibi mantık hataları işi basitleştiyor ve çirkinleştiriyor bence...

    Dediğin o tv patronları para ve siyasi odaklı olunca, reklamdan kazanacağım diye 1 saat bile sürmeyecek bir dizi 2 saate uzatınca saçma sapan söylemler, uzatmalarda ortaya çıkıyor sanırsam...

    Bir de bunun diğer cephesi o oyuncuların ve sette çalışan diğer çalışanların çalışma koşulları ve şartları var aslında... Bu insanlar kaç saat çalışıyor Allahaşkına ?

    Kadının adını unuttum, belki profesyonelce değildi ayrılışı ama tükenmişlik sendromunun ortaya çıkma sebebi olan Alman asıllı oyuncuydu sanırsam, neden bir anda çok aranan ve kazanan oyuncu iken işin tepe noktasında çekip gitsin... Özel sorunları beni ilgilendirmez ama kesinlikle iş ortamı kaynaklı sorunlar olmuş olmalı.. Kaldı ki o dizinin başrol oyuncusuydu, ya diğerleri figüranlar, ışıkçısı, makyözü, kostümcüsü vb. bilumum çalışanın durumu nedir acaba ?

    Sonuçta bir dizi rayting uğruna kurban olduğunda o diziyle birlikte en az 250-300 kişinin etkilendiğini sanıyorum...
     
  19. brendstol

    brendstol New Member

    kültür dayatmasından başka bir şey değil, ki bunların etkisi 2-3 jenerasyon sonra çok şaşırtıcı olacak , bu normal kabul ettirmeye çalıştıkları yaşam şartına sahip olamayan gençlerin çok fazla psikolojik problemi olacak.
     
  20. yutyud

    yutyud New Member

    Türkiyenin tam tersi :D 1300 tl ASGARI UCRETLE NASIL ZENGIN OLUNUR?
     

Bu Sayfayı Paylaş