Arka Kapaklardan

'Kitap tanıtım' forumunda sha. tarafından 4 Oca 2010 tarihinde açılan konu

Konu etiketleri:
  1. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Ateş de aşk ve ölüm gibi,
    sadece öz nefiste idrak edilebilecek tecrübelerden.
    Kimse kimsenin yerine yanmıyor ve kimsenin yangını kimsenin yangınına uymuyor."​


    Nazan Bekiroğlu-Mor mürekkep
     
    perihan58 bunu beğendi.
  2. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    İyi geceler bayım hiç yittiniz mi?
    En az bir defa yitmeli insan.
    Nasıl geçti yıllar telefon beklerken mi?
    Şarkılar bitti,şarkılar bitti.
    Bir şey söylemedin kadınlar için
    Devrimler için bir şey söylemedin
    Yıldızlar için
    İyi geceler bayım..​


    Mevlana İdris-İyi Geceler Bayım
     
  3. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    Ne çok seviyorum yalın ve kolay olanı. Kolaymış gibi görüneni. Konuş ki şadırvan serinliğiyle örtünebiliyim. Yaz ki ırmakları dinleyeyim.

    Zarifoğlu günlüğüne "ne çok acı var" diye başlamış ve böyle yalın bir başlangıçtan sonra sağnakları çağırmış.
    "Kaç kez söylemiştim trene kadar gelmesi gerekmiyor diye."
    Yaşamak ta bir bölüm başlıyor, yağ gibi akıyor cümleler, suhunet eksi yirmi, trenin ışıkları yanmıyor (aküler yolda dolacakmış) birkaç ağaç pürdikkat bir beyazlığın ortasında kemikleşmiş.
    Yazar arada bir daha önce böyle büyüğünü görmemiştim diyerek okuyucuyu hazırlıyor, okuyucunun uğrayacağı şokun uzun sürmemesi anlamında.
    Ve metin bittiğinde yine de size olan oluyor.
    "Ve o zaman daha önce hiç bu kadar büyüğünü görmediğimi düşündüm: yalnızlığın."​

    Yağmura Yakalanmış Günler-Rahmi Kaya
     
  4. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    Sen hayatımdan azaldıkça,
    sonbahar uzuyor.
    Sonbaharı sana yormak,
    belki de bu yüzden dünyanın en yorucu işi gibi geliyor.

    Hayal Meyal-Tarık Tufan
     
  5. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    O zaman peki, demişti Yusuf, Züleyha'ya.

    Sen görüş gücü bir bez parçası ile yok olan bir puttan utanıyorsun da,

    her yerde olanları ve olacakları gören, üstelik kalplerin içindeki niyetleri dahi bilen, kendisine gizli saklı olmayan benim Rabb'imden neden utanmıyorsun?

    Sen utanmıyorsun benim O'ndan utanmamı neden anlamıyorsun?
    Üstelik ben Rabb'min gözlerini bağlayamam.


    Yusuf ile Züleyha-Nazan Bekiroğlu
     
    perihan58 bunu beğendi.
  6. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    Kötülük bir hiçten öte bir şey değil, iyiliğin gururunu taşıyalım,
    her şeyden önce de umudumuzu yitirmeyelim.
    Saygıyı aileye hoşgörüyü bencilliğe indirgemeyelim.
    Kamelyalı Kadın-Alexandre Duman-Fils
     
    perihan58 bunu beğendi.
  7. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    Bir gün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salome, Nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir.
    'Avrupa'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin, ' der.
    Breuer Salome'yi tekrar görebilmek umuduyla 'peki' der.
    Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar...
    Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere...​

    Nietzsche Ağladığında-Irvın D.Yalom
     
  8. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    Aşk (ışk) kelimesinin sözlük anlamı, “sarmaşık” demektir.
    Bahçeye düşen sarmaşık tohumu,nasıl bütün bahçeyi sarıp sarmalar,hatta dışarı taşarsa; gönüle düşen aşk tohumu da bütün bedeni sarıp sarmalar.
    Oradan etrafa yayılır.

    Nice fidanlar, serviler,çınarlar bir sarmaşık tarafından sarılınca gitgide sarmaşık dalları arasında görünmez oluyorsa, aşk sarmaşığı da insan fidanını öyle kaplayıp görünmez ve yok eder.

    Sarmaşığın özelliği;sarıldığı ağacı içten içe kurutması, bitirmesi, sonunu hazırlamasıdır.
    Aşk da insanı sarınca,onu içten içe eritip yok eder.
    Dıştan görünen yalnızca aşktır ve aşkı da çevresini göremez olur.
    Çünkü sarmaşık onu öyle çevrelemiştir ki; dışarıda olup bitenleri ne duyar, ne görür;hatta duymak da görmek de istemez.
    Aşka tutulan ağaçta,artık bütün buyruklar sarmaşık tarafından verilir ve âşık, “herkesi kör;dört yanı duvar sanır”.
    Dıştan bakanlar,onun sarmaşığını görürler;ama ağaç,sarmaşıktan fırsat bulup çevresini göremez.

    Sarmaşık,nasıl hızlıca büyüyüp ağacı kaplarsa, aşk da öyle hızlı gelişir ve âşık daha sabahtan akşama varmadan aşk sarmaşığıyla sarılıp geceyi onun koynunda geçirir.​


    İskender PALA/Kitâb-ı Aşk
     
    perihan58 bunu beğendi.
  9. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..

    “Gitme vakti geldi. Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milad demektir. Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsak yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!”​

    Elif Şafak-Aşk​
     
    perihan58 bunu beğendi.
  10. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Düşmanının içindeki dostu ara. Nefretten, küçümsemeden ve aşağılamadan kurtul.
    Acı çektiğin için öfkelenme; acı, seni yaratan şeydir. Bedenini bir an bile düşünmeden Erdem ile buluşmaya git.
    Çelişkilere ve karşıtlıklara gülümse.

    Diğerlerine, tıpkı kendine olduğun gibi nazik ol.
    Ölüm seni çağırdığında, erken geldi diye alınma; her şeyin en doğru zamanda olduğu gerçeğinin farkında ol.
    Tek bir pişmanlık dahi duymadan yokluğa ulaş. İşte o zaman, bir sonraki yaşamında daha iyi bir insan olacaksın."

    "Yaşama sanatını kitapları okuyarak öğrenemezsin. Yaşam kontrol edilemeyen bir akıştır: her emre direnir. Kitapları okuyarak gerçeğe ulaşamazsın..
    Yazılmış her şey yapaydır - gerçek, sözcüklere boyun eğmez. Kitapları okuyarak mutlu ya da mutsuz olamazsın - yine de, tüm bunları anlamak için kitap okumalısın."

    "Yendiğin kişiye elini uzat ve ona teşekkür et - onsuz hiçbir zaman 'galip' olamazdın.
    Başarının tadını, o seni zehirlemeden önce tükür. Her başarıdaki tuzaklardan alçakgönüllülükle kurtul..."​


    Miro Gavran-Clara
     
  11. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Yaşamı anlamlı kılan, eğlenceli kılan, katlanabilir kılan, zevkli kılan en önemli olgulardan biri şaşmaktır.
    Şaşma duygusu bizi yaşama bağlar.

    Eğer her şeyi bilirsek yaşamın ne heyecanı kalır, ne de anlamı.
    Mutlak olarak bilmek, belki cahilliği ortadan kaldırır ama daha korkunç bir durumun gerçekleşmesine neden olur; öğrenme isteğimizi ortadan kaldırır. Yaşamın mucizesiyle insan ruhunun mucizesi aynıdır:
    Gizemini parça parça sunmak, ama hiçbir zaman gerçekliği tümüyle vermemek.

    Bazı bölgelerin aydınlamasına ses çıkarmamak, peşinden koşsunlar diye bazı ipuçları ortaya atmak ama mutlak gerçeği asla teslim etmemek.
    'Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir' diyen insana neden bilge denildi sanıyorsunuz?"​



    Ahmet Ümit-İnsan Ruhunun Haritası
     
    perihan58 bunu beğendi.
  12. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Yaşayan bir gezegeniz biz Sofie! Evrende yanan bir güneşin etrafında dönen büyük bir yelkenliyiz.
    Ama herbirimiz de yaşam denizinde yelken açmış, genlerle yüklü bir gemi. Eğer bu yükü bir sonraki limana ulaştırabildiysek, boşuna yaşamadık demektir."

    "Kadını baskı altında tutan yalnızca erkek değildir, yaşamının sorumluluğunu ele almayan kadın kendi kendine de baskı uygular."


    "Bazen 'Buradan gitmeliyim!' diye düşünmek önemli olabilir gerçekten- nereye gideceğimizi henüz bilmesek bile."

    "Kısmette yaşamı çeken ölümü de çekmiş olur, çünkü yaşamın kısmetidir ölüm."

    "Evren portakal büyüklüğünde bir taştan ibaret olsaydı, yine aynı derecede kavranılmaz olacaktı.
    Yine o karışık soruyu soracaktık: Nereden geliyor bu taş?"

    Jostein Gaarder-Sofie'nin Dünyası
     
    perihan58 bunu beğendi.
  13. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    Babalar açısından evlatla ilişkiler de üç döneme ayrılabilir:
    ilki "Yavruma canım feda" dönemidir.
    Her baba, bebeğini ilk kucağına aldığında avucunu dolduran sıcaklığı başka hiçbir sevginin yaratamayacağına inanır.
    Artık çocuğu için yaşayacaktır.


    İkinci dönem "Hiç vaktim yok ki" dönemidir.
    Bebeklik devrinin tatlı neşesi, yerini uykusuz gecelere, dur durak bilmez bir ilgi talebine bırakır ve baba yeniden işlerine gömülür.
    Ömrünü adamaya söz verdiği evlatla akşam sofrada ya da televizyon karşısında birlikte olabilir ancak...

    Ve son dönem:
    Artık evladını sevmeye vakti vardır, lakin seveceği evlat çoktan yuvadan uçmuştur.
    Bir zamanlar cıvıl cıvıl şakıyan çocuk odasının derli toplu sessizliğine bakıp "Keşke ona daha çok vakit ayırabilseydim" diye iç geçirir."


    "Oyuncaklar... çocuklarımıza ayıramadığımız vakitlere karşı verdiğimiz rüşvetler...
    Oysa oyuncaktan çok, onları birlikte oynayacağı bir babaya ihtiyacı var çocukların..."​



    Can Dündar-Kırmızı Bisiklet
     
  14. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Paylaşılmayan sevgiler acılaştıkça işte biz böyle sonsuz alıngan, her şeye gücenen,
    açık yaralar gibi yaşayan insanlar haline geldik..."


    "Hani uzak kıtalardaki, romanlardaki, filmlerdeki acı çeken, çaresiz insanlara çok üzülüp,
    evde bir duvarın arkasında yaşayan çocuklarını gerçekten tanımayan ve onlara gerçekten üzülmeyen insanlar gibisin..."


    "Ne tuhaf bir şey seni sevmek...
    Şimdiye dek hiç sevmediğim, hiç güvenmediğim kendimi sevmek gibi bir şey...
    Seni sevmek, yıllar sonra onca yoldan, onca insandan, onca yalnızlıktan sonra kendime dönmek gibi bir şey...
    Seni sevmek kokumla barışmak gibi bir şey..."


    "Biliyor musun aşk sonsuz bir alçalıştır sevgili, bunu senin varlığın öğretti bana...
    Aşk inadına bir alçalıştır, bunu senin yokluğun öğretti bana...


    Biliyor musun, aşk sonsuz bir saçmalayıştır sevgili...bunu senin varlığın öğretti bana...
    Aşk inadına bir saçmalayıştır, bunu senin yokluğun öğretti bana...


    Aşk bir boşlukta durmadan çırpınıştır sevgili...bunu senin varlığın öğretti bana...
    Aşk bir boşlukta inadına bir çırpınıştır, bunu senin yokluğun öğretti bana..."


    "Öyle yavan, öyle ıssız ki içim... Dünyanın en kötü intiharı böyle yaşamak..."​

    Cezmi Ersöz-Yine Seninle Geldi Hayat
     
  15. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Yedi kattır yalnızlığın derisi; birşey işlemez içine."

    "Bağışlaya bağışlaya öldü bağışlamanın mutluluğu; kendi bolluğundan bezdi erdemim!"

    "Durmadan bağışlayan için tehlike, utanmayı unutmaktır."

    "Siz, gözümün rastladığı en yüksek insanlar, budur benim sizden kuşkum ve içimden gülüşüm: Benim üstinsanıma korkarım siz... şeytan derdiniz!"


    Frıedrıch Nıetzsche-Ecco Homo
     
  16. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Mutluluğun aşk olduğunu söylüyorlar.oysa aşk mutluluk getirmez,
    hiçbir zaman da getirmemiştir.
    Tam tersine, sürekli bir kaygı durumudur aşk, bir savaş meydanıdır;
    kendi kendimize sürekli olarak acaba doğru mu yapıyorum diye sorduğumuz uykusuz gecelerdir.
    Gerçek aşk, vecd ile ıstıraptan oluşur."​


    Paulo Coelho-Portobello Cadısı
     
  17. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Bir insanın şuna ya da buna inanmasını, sonra da inançlarının değişmesini yadırgamıyorum.
    Bana ters gelen, bir insanın insan düşüncesinin evrimine aykırı olarak ileriye değil, geriye bakabilmesi."


    "Aşkın mayası yüksek dozda kuşkuyla karılmıştır. O gemi durgun sularda seyretmez.
    Belirtisizlik, kaygı, şiddet ve korkuyla çifte kavrulmuştur. Güven ve can sıkıntısına gelemez. Aşk, sadomazoşisttir."


    "Batan geminin aynı kırık tahtasına tutunmuş iki kazazede gibiyiz bu evde."


    "Bana neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen insanın bakış açısı, görüş alanı hangi genişlikte? Önemli olan bu."​



    İnci Aral-Yeşil/Yeni Yalan Zamanlar
     
  18. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Ben çok seyahat ettim, dünyayı avucumun içinde çevirdim ve bir şeyi iyice anladım.
    İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçlarıyla varlıkları arasında bir denge bulunmasıdır.
    Bütün sorun, bu dengenin nasıl sağlanacağı. İnsan bunu belki varlıklarını yükseltip ihtiyaçlarının düzeyine çıkararak yapabilir.
    Ama bu budalalık olur.

    Bunu yapmak, arada bir sürü doğa dışı şeyler yapmayı gerektirir. Pazarlık etmek gibi, çalışmak gibi, çabalamak gibi.
    Öyleyse? Öyleyse akıllı bir adam dengeyi, ihtiyaçlarını azaltarak, yani onları varlıklarının düzeyine indirerek sağlar.
    Bunu yapmanın da en iyi yolu, bedava olan şeylerin değerini bilmektir.

    Dağların, kahkahanın, şiirin, bir dostun verdiği şarabın, yaşlı ve şişman kadınların,
    Bakın bana! Ben elimdekilerle mutlu olmayı çok iyi bilen biriyim.
    Bütün mesele elimdekileri yeteri kadar çoğaltmak."​

    Trevanian-Şibumi
     
  19. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "-Biliyor musun mutasavvıflara göre bu koskoca dünya da bir ana rahmidir aslında.

    -Dünya bize hamile mi yani? diye soruyorum.

    -Öyle ya. Bizler de ana karnında bebekleriz. Vakti gelince bu rahmi terk etmemiz lazım. İlelebet burada kalamayız. Ama biz buradan çıkmak istemiyoruz. Zannediyoruz ki dünyayı terk edersek öleceğiz. Ölünce de yok olacağız. Oysa ölüm dediğin başlı başına bir doğumdur aslında. Ölünce bu rahimden çıkacağız. Doğacağız sonsuzlukta. Bunu bir idrak edebilsek korkmazdık ölümden. İdrak edemediğimiz için korkuyoruz. Doğar doğmaz ağlayan bebekler gibi biz de bu dünyadan ayrılmayalım diye ağlıyoruz.

    -Peki ne yapmalıyım?

    -Ölmeden önce ölmek lazım..."


    Elif Şafak-Siyah Süt
     
  20. sha.

    sha. <b>..daha çirkin, daha huysuz</b>

    [​IMG]

    "Canımızı yakmanın bir sürü yolunu bulmuşuz ama en çok sevgi yoluyla yakıyoruz canımızı. Bazen bizi sevmeyen biri yüzünden, bazen bizi terk eden biri yüzünden, bazen de bizi bir türlü bırakmayan biri yüzünden hep acı çekiyoruz.

    Yalnızsak, kimse bizi istemediği için yalnızız; evliysek, evliliği köleliğe dönüştürüyoruz. Ne kadar korkunç!"


    "Öğretmek, olanaklı olanı göstermektir yalnızca. Öğrenmekse onu kendin için olanaklı kılmaktır."


    "Ancak öğreterek öğrenebilirsin."



    Paulo Coelho-Hac
     

Bu Sayfayı Paylaş