DÖN Sevdigim ellerde nazın çekilmez, Olur ya usanıp bıkarlarsa dön. Sohbetin dinlenmez kahrın çekilmez, Olur ya gönlünü yıkarlarsa dön. Yalan sözlerine inandıkların; Riyakar yüzüne aldandıkların; Birgün terk ederse dost sandıkların, O tatlı canını sıkarlarsa dön. Anlarsın sevdiğim hele düşünce, Kıymetimiz soysuz ele düşünce, Ünvanın duyulup, dile düşünce, Lakabını dilber takarlarsa dön. Eger savunacak sözün kalmazsa, Başka çaren başka çözüm kalmazsa, Sokağa çıkacak yüzün kalmazsa, Artık kötü gözle bakarlarsa dön. CEMAL SAFİ BİLSEYDİM Meydan mı verirdim bu ayrılığa? Bilseydim bu kadar zor olduğunu. Bilseydim dünyanın böyle karanlık, Bilseydim bu kadar dar olduğunu. Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın, Bilseydim bir anda kor olduğunu. Bilseydim şu anki gönül acımın, Senin yokluğundan var oldugunu. Boyun mu bükmezdim sitem etmene, Bilseydim sükutun kar oldugunu. Sebep mi olurdum dargın gitmene, Bilseydim küsünce sır olduğunu. Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz, İçimin ağlayan nar oldugunu. Bilseydim odamın dört duvarı buz, Sensiz yatağimin kar olduğunu. Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa, Bilseydim bu kadar zor olduğunu. Bilseydim zindandan daha karanlık, Bilseydim hücreden dar olduğunu.... CEMAL SAFİ BIRAKMADIN Hasret ettin yaşamaya Çıkacak yol bırakmadın; Vebâlini taşımaya, Tutacak kol bırakmadın. İnandım dost sözüne, Boyun büktüm her nazına, Yıllar var ki el yüzüne, Bakacak hâl bırakmadın. Yaralıysam vuran sensin, Günahıma giren sensin, Umudumu kıran sensin, Tutacak dal bırakmadın. Dudak büktün her soruma, Fesat kattın her yoruma, Kırk yılda bir hayrıma, Çıkacak fal bırakmadın. Üstümde yok başımda yok, İsim de yok aşım da yok, Yaslanacak taşım da yok, Yatacak çul bırakmadın. Âlem duydu âvazımı, Küfre yordu niyâzımı, Musâllada namazımı, Kılacak kul bırakmadın... CEMAL SAFİ BİR GELİR GİDER Yüzüne bakınca içim tutuşur, İçime bir kızıl kor gelir gider. Geçtiğin sokaklar şavkınla ışır, Bastığın toprağa nur gelir gider. Helal-i hoş olsun gurur da, naz da, Ne olur tebessüm etsen biraz da? Gülmezsen gökyüzü aysız kalmaz da, Yüzün gibi mehtap zor gelir gider. Tarifin olmuyor ne kadar yazsam, Ellerim tutmuyor resmini çizsem, O güzel çehreni görmeyen ressam, Bilmez ki dünyaya kör gelir gider. Yeryüzü hiç afet görmedi sanma, Ey benim aklımı alan muamma, Her türlü felaket mümkündür amma, Sen gibi kıyamet bir gelir gider. CEMAL SAFİ
İSRAF HARAMDIR Farkında değilsin vurduğun yerin Şuramdır sevdiğim işte şuramdır Mecnun'un aldığı darbeden derin Yaramdır sevdiğim gönül yaramdır Giderim mutluluk senden ıraksa Hasretin yakamı bir an bıraksa Uğrunda mutlaka kurban gerekse Sıramdır sevdiğim benim sıramdır Umudum ilgine avuç açarken Selamı çok görme gelip geçerken Aşkımı unutma beni harcarken Haramdır sevdiğim israf haramdır CEMAL SAFİ YARALI KALBİME Yaralı kalbime hedef atılan Taşlar seni sordu nerdesin diye Gücendiğim aynalara çatılan Taşlar seni sordu nerdesin diye Her köşe başında karşıma çıkan Derbeder halime umursuz bakan Mağrur hayaline gözümden akan Yaşlar seni sordu nerdesin diye Ruhum yıllar yılı aşkla ördüğüm Saçlarının tellerine kördüğüm Kollarıma koşuyorken gördüğüm Düşler seni sordu nerdesin diye Dinlemedi bülbül güldeydi aklı Kanarya florya saka meraklı Hepsi bir ağızdan kan ağlamaklı Kuşlar seni sordu nerdesin diye Mahzun ayvalara gülen narlara Aramızda erimeyen karlara Hasretinle solan sonbaharlara Kışlar seni sordu nerdesin diye Meskenim meyhane yaslı her gelen Burada dağıtır efkarı bilen Selamıma saygı ile eğilen Başlar seni sordu nerdesin diye CEMAL SAFİ GIZA BAK HELE Böyledir kısrağın deli çağları, Çalmadan oynuyo kıza bak hele… Ben yarattım diyo alçak dağları, Kafirin verdiği poza bak hele… Bilmem neyin nesi kimin sıpası, Çözüldü göynümün katmerli pası, Göğüs göğüs değil füze rampası, Şafak mı söküyo yüze bak hele… Ten değil mübarek akrın sıcağı, Koynuna girenin söndü ocağı, Bir kalçayı seyret bir de bacağı, Tornada çekilmiş dize bak hele… Üst yanı Asyalı alt yanı Frenk, Her adım atış bir başka ahenk, Ela mı bela mı bilmem ki ne renk, Şu cellat bakışlı göze bak hele… Dedi ki "Nasibim senmişsin meğer, On bin kez maşallah demeden eğer; Koklarsan solarım, nazarın değer" Ağzından yel alsın, söze bak hele… Dedim ki; "Ne olur tenhaya gidek, Gidek de feleği perişan edek" "Say" dedi "o halde saçımı tek tek" Haspanın ettiği naza bak hele… Görenler altını ıslatmış derler, Yatağı göl etti döktüğüm terler, Yetişin; yanıyo bastığı yerler, Giderken koyduğu ize bak hele… CEMAL SAFİ
Hadi Git Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar. Mademki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar. Hadi git, benden sana dilediğince izin, Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin. Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın. Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak! Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez. Her darbene tahammül edecektir bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim. Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine. Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka! Hercai arılara meyhanedir çiçekler, Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler! Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin. Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et! Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan! Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm! Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm. Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum! Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...
Ya Evde Yoksan Aşkınla ne garip hallere düştüm. Her şeyim tamam da bir sendin noksan, Yağmur taş demeden yollara düştüm. İçim ürperiyor ,ya evde yoksan . Elbisem gündelik,pabucum delik, Haberin olsa da sobayı yaksan. Yağmur iliğime geçti üstelik, İçim ürperiyor ,ya evde yoksan . Sarhoşsan kapıyı çaldığım anda, Fahişeler gibi açık saçıksan, Bir de ufak rakı varsa masan da, İçim ürperiyor ,ya evde yoksan . Bakkala gitmeme lüzum kalmasa, Durumu anlardın,takvime baksan, Allah vere misafirin olmasa, İçim ürperiyor ,ya evde yoksan . Kıvırcık marulun vardır inşallah, Bir salata yapsan,bol limon sıksan, Senin de iştahın iyi maşallah, İçim ürperiyor ,ya evde yoksan . Sabahlara kadar içsek,sevişsek, Ne ben işe gitsem,ne sen ayıksan, Derin bir uykunu içine düşsek, İçim ürperiyor ,ya evde yoksan . Ne kadar üşüdüm,nasıl acıktım, İlk önce sıcacık banyoya soksan, Sanırsın şu anda denizden çıktım, İçim ürperiyor ,ya evde yoksan . Yanlış mı aklım da kaldı acaba? Muhabbet sokağı numara doksan, Boşa mı gidecek ,bu kadar çaba, İçim ürperiyor ,ya evde yoksan . Ya yolu kaybettim,ya ben kayboldum, Ne olur bir yerden karşıma çıksan, Tepeden tırnağa sırılsıklamım, İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Git Güle Güle Dudağından onmaz derdi kaptığım Gözümde gönlümde ilah yaptığım Sevmek ne demek haşa taptığım Çıktım yörüngenden git güle güle Galipsin ödülü hak ettin yeter Saçımı sakalımı ak ettin yeter Çekil git, canıma tak ettin yeter İstemem, görünme düşümde bile Çıktım yörüngenden git güle güle Benden beter aşka duçar ol emi Daha da çaresiz naçar ol emi Dilerim dünyada gör cehennemi Sende muhannetten merhamet dile Çıktım yörüngenden git güle güle Kara gözlerinden dinmesin biran Kanlı yaş, daima yaslı gibi yan Erme muradına, Aslı gibi yan Dile destan olsun, çektiğin çile Çıktım yörüngenden git güle güle Dönmeği deneme gözümde yoksun Gönlümde, özümde sözümde yoksun Günahıma giren, zehirli oksun Çıkarttım kalbimden, attın yad ile Çıktım yörüngenden git güle güle
Sensiz İki Gün Nere gizlendimse aşikâr oldum Hedefte gördüler sensiz iki gün Dertler avcı oldu, ben şikâr oldum İnsafsız vurdular sensiz iki gün. Gözlerde avcıya yaranmak hazzı Zevkten dört köşeydi hepsinin ağzı Üstüme atıldı yüzlerce tazı Başımda durdular sensiz iki gün. Ayağıma prangalar taktılar Gözlerimi dağladılar yaktılar İki koldan, bir alnımdan çaktılar Çarmıha gerdiler sensiz iki gün. Kâle almadılar dileklerimi Yaraslar emdi iliklerimi Bükülmez sandığın bileklerimi Kırk yerden kırdılar sensiz iki gün. Tenimle bin çeşit dert senli benli Her yanım kan revan gör ki ne denli İğneli, çivili, çatal dikenli Tellere sardılar sensiz iki gün. Her cevre göğsünü geren kalbime Eyyub'un sabrına eren kalbime Cennete sorgusuz giren kalbime Sırrını sordular sensiz iki gün. Eseni Efsanem olmasın kuşkun Ecel âciz kaldı, Azrail şaşkın Nihayet onlarda ölümsüz aşkın Farkına vardılar sensiz iki gün.
Rüyalarım Olmasa Yıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak Seni sarmam imkansız rüyalarım olmasa Sevmesem özlermiyim seni can pahasına Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına Adını söyleyemem senden bir başkasına Seni sormam imkansız rüyalarım olmasa Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam Sana değil, saçının bir teline kıyamam Yıllar sonra dönsende' nerde kaldın' diyemem Seni kırmam imkansız rüyalarım olmasa Yalvarırım mektup yaz beş dakkanı ayırda Su serp yanan sineme sağlığını duyur da Yaban gülü gibisin dağda,kırda,bayırda Seni dermem imkansız rüyalarım olmasa...
Vurgun Gözlerim uykuyla barıştı sanma Sen gittin gideli dargın sayılır Ben de bir zamanlar sevildim ama Seninki düpedüz vurgun sayılır Ne kadar zulmetsen ah etmem sana Her iki cihanda gül kana kana Seninle cehennem ödüldür bana Sensiz cennet bile sürgün sayılır Yalan mı söyledin göz göre göre Ne zaman dolacak verdiğin süre Gönülden gördüğüm takvime göre Aldığım her nefes bir gün sayılır
Benim Var mı beni içinizde tanıyan Yaşanmadan çözülmeyen sır benim Kalmasa da şöhretimi duymayan Kimliğimi tarif etmek zor benim Bülbül benim lisanımla ötüştü Bir gül için canevinden tutuştu Yüreğime Toroslardan çığ düştü Yangınımı söndürmedi kar benim Niceler sultandı kraldı şahtı Benimle değişti talihi bahtı Yerle bir eyledim taç ile tahtı Akıl almaz hünerlerim var benim Kamil iken cahil ettim alimi Vahşi iken yahşi ettim zalimi Yavuz iken zebun ettim Selim’i Her oyunu bozan gizli zor benim Yeryüzünde ben ürettim veremi Lokman Hekim bulamadı çaremi Aslı için kül eyledim Kerem’i İbrahim’in atıldığı kor benim Sebep bazı Leyla bazı Şirin’di Hatrım için yüce dağlar delindi Bilek gücüm Ferhat ile bilindi Kuvvet benim kudret benim fer benim İlahimle Mevlana’yı döndürdüm Yunusumla öfkeleri dindirdim Günahımla çok ocaklar söndürdüm Mevladanım hayır benim şer benim Benim için yaratıldı Muhammet Benim için yağdırıldı o rahmet Evliyanın sözündeki muhabbet Enbiyanın yüzündeki nur benim Kimsesizim hısmım da yok hasmım da Görünmezim cismim de yok resmim de Dil üzmezim tek hece var ismimde Barınağım gönül denen yer benim
Bakırköyden Mektup Var Sensizdim kendime bir iş aradım, Baştan savıp asabımı bozdular. Hatırşinas dostlarıma uğradım, Sağolsunlar müdür beye yazdılar. Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş, İşim inşaatta kazma kürekmiş, Bir sağlık raporu almam gerekmiş, Tam teşekkül hastaneye yazdılar. Yağışlı gözümün hazan çağı da, Olur olmaz yerde başlar ağıda, Sinir servisine giden kağıda, Aklından zoru var diye yazdılar. Bir saat anlattım tek bir buseni, Doktorlar efsane sandılar seni, Belki de alaya aldılar beni, Belki palavracı diye kızdılar. Bir ara sensizlik krizim tuttu, Bilmem ki o anda ne olup bitti. Hekimler heyeti havale etti, Acil vak’a Bakırköy’e yazdılar. Bu çağda bu sevda abes dediler, Cezası çelikten kafes dediler, Ben kime ne yaptım,ne istediler, Bana bu çukuru niye kazdılar. Burda ne sen varsın, ne de bir iş var, Üç adım voltalık gidiş geliş var. En ayıp sözlerle kaplı dört duvar, Bunca küfrü kime ,niye yazdılar. Açmak için zahmet etme zarf açık, Hala bana sevgin varsa birazcık, Mektubumu alır almaz yola çık, Gözyaşlarım bir acayip azdılar, Gözyaşlarım bir acayip azdılar. Cemal SAFİ
NE YAZAR Duydum ki vefasız incinip küsmüş Darılsa ne yazar darılmasa ne? Bir selam yollardı onu da kesmiş Kırılsa ne yazar kırılmasa ne? Ben keder üretir dert yaratırım, Aleme ibrettir her bir satırım, Kırk yılın başında halim hatırım Sorulsa ne yazar sorulmasa ne? Benden uzak olsun ersin ahtına Dilerim sultanlar çıksın bahtına Layık olmadığı gönül tahtına Kurulsa ne yazar kurulmasa ne? Kervanı kırılmış çölden beterim Hancıya yolcuya hasret giderim Yüz karası olmuş gönül defterim Dürülse ne yazar dürülmese ne? CEMAL SAFİ SATILIR DİYE Adını kâğıda yazamıyorum, Gün olur yerlere atılır diye. Ellerim tutmuyor çizemiyorum, Resmini görenler tutulur diye... Gençliğin aksa da ömür çeşmemden, İçemem, korkarım dile düşmenden! Yaşını gizlerim dosttan düşmandan, Duyanlar gülmekten katılır diye... Uğrunda kaç kalbi kırık bıraktım! Kırk yıllık dostları nârına yaktım! Tek senin incinip küsmenden korktum; O hilâl kaşların çatılır diye... Aşkın bedelliyse peşin öderim. Sen infaz edersen ipe giderim. Kapında bir ömür kulluk ederim; Bastığın yerlerde yatılır diye... Önceden kölenin suçunu göster, Sonra'da al götür pazarla ister, Kaç para derlerse saçını göster; Bunun bir teline satılır diye!... CEMAL SAFİ BİLSEN Kırdığın kadehte kalan ömrümden Ağlarsın içtiğin yılları bilsen Sayende sararıp solan ömrümden Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen Bağban eyle dedin beni bağrına Yanılıp yakılıp uydum çağrına Bir demet hercai çiçek uğruna Ağlarsın kırdığın gülleri bilsen Ateşe su dedim göz göre göre Aklım zavallıydı duyguma göre Bahtına şükretti mecnun bin kere Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen Ar ettim sakladım uğraşlarımı Haberdar etmedim sırdaşlarımı Gizlemek isterken göz yaşlarımı Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen Sefiller gücünü bende sınadı Kimi kaçık dedi kimi bunadı Berduş eleştirdi sarhoş kınadı Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen Felsefe böyledir divanelerde teselli aranır bahanelerde bir kadeh mey için meyhanelerde ağlarsın düştüğüm halleri bilsen CEMAL SAFİ KISKANDIR Ateş-i aşkınla öyle dağla ki, Nar-ı cehennemde koru kıskandır... Şu kara bahtıma öyle çağla ki, Mehtabı, gurubu, nuru kıskandır! ... Bahçelere veda ederken hayat, Yeşersin gözlerin hazana inat. Allah’ın aşkına bir kahkaha at! Besbeter çatlasın, narı kıskandır! .. Kimseye yar demem senin dışında, Bekletme hasretin kara kışında. Süt beyaz sineni aç dağ başında, Kahrından erisin, karı kıskandır! ... CEMAL SAFİ SENDEN SONRASI Aşkın hudûdunu aştı muradım, Maksûda varıştır senden sonrası; Erenler katına belki bir adım, Belki bir karıştır senden sonrası. Bana bu gayreti sağlayan kudret, Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret. Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret; Ebedî barıştır senden sonrası. Bir gonca Bakî'nin gül destesinden, Bir yudum sakînin sır testisinden, Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden, Feyz alış veriştir senden sonrası. Yumup gözlerimi yalan dolana; Açtım can evimi gerçek olana. Elifi bırakıp Karac'oğlana, Yunûs'la yarıştır senden sonrası… CEMAL SAFİ BULAMADIM Derdimi döküpte paylaşacaktım, Eşimden dostumdan yüz bulamadım. Yüzlerce, binlerce lügata baktım, Seni anlatacak söz bulamadım... Herşeyi sezsemde ıslak saçından, Gönlümde arındın bütün suçundan. Girdiğin sayısız günah içinden, Sana konduracak toz bulamadım... Gönlüm hâlâ sende, hâlâ sözünde. Siyaha mahkûmunum zindan gözünde. Nice dilberlerin güzel yüzünde, Seni kaybedecek iz bulamadım... Üzdüler dillere verip de seni, Ezdiler yerlere serip de seni, Gönül penceremden görüp de seni, Bana hak verecek göz bulamadım... CEMAL SAFİ NE KAYBEDERDİN ? Bir günah işledim bin af diledim, Üstünde durmasan ne kaybederdin? Hemen her fırsatta bir tokat gibi, Yüzüme vurmasan ne kaybederdin? Neyin eksilirdi beni affetsen ? Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen ! Ne olur birazda bizden bahsetsen, Hep onu sormasan ne kaybederdin? Evli olmasakta keyfe kederdi, Gönül nikahımız bize yeterdi, Şeytana uyupta bu kadar derdi, Başına sarmasan ne kaybederdin? Yakamı tutmasan yargılar gibi, Ahiret gününde sorgular gibi, Her yerde hatamı sergiler gibi, Önüme sermesen ne kaybederdin? Üstüme gelmesen sıkana kadar, Üzmesen canımdan bıkana kadar, Dağ gibi sabrımı yıkana kadar, Dilini yormasan ne kaybederdin? Kanattın yaramı günbegün deşip, Paramparça oldun gözümden düşüp, Çılgın seller gibi haddini aşıp, Üstüme varmasan ne kaybederdin? Hiç şansın kalmadı dönsen de geri, Yitirdin verdiğim bütün değeri, Aşkına emanet ettiğim yeri, Bu kadar kırmasan ne kaybederdin? CEMAL SAFİ KAL SAĞLICAKLA Kader defterimin dram bölümü; Sana tutsak ettim sefîl gönlümü, Esaret yerine bil ki ölümü, Seçerim sevgilim kal sağlıcakla. Benimle bir dünya dar geldi sana, Seviyorum demek ar geldi sana, Kara toprak daha yâr geldi bana, Göçerim sevgilim kal sağlıcakla. Göçüp gidenlerin son nefesini, O sessiz ülkenin efsânesini, Hayatla ecelin mesafesini, Ölçerim sevgilim kal sağlıcakla. Çektiğim çileler gelmiyor dile, Söylesem nafile, yazsam nafile, Senden vazgeçersem, Sırat'tan bile Geçerim sevgilim kal sağlıcakla. CEMAL SAFİ KIŞ GELMEZ OLDU Kimi gerçek kınar kimi şakadan, Sanırlar elimden iş gelmez oldu. Destek alsam Çin’den Amerika’dan, Zalim kaderimle baş gelmez oldu. Gayem ne safahat, ne saltanattı. Felsefem hep şükür, hep kanaatti. Kahve açtım garsonlarım çay sattı. Çatlaksız kırıksız boş gelmez oldu. Kenardan köşeden borç yiye yiye, Servetim yük olmaz oldu kediye, Soba bayi oldum güz geldi diye, İlkbahar yaklaştı, kış gelmez oldu. Yaslanamam betonarme yapıya, Çökeceği tutar şanssızlık bu ya, Kaç yıl gele attım bir tek kapıya, Ecelim geldi de şans gelmez oldu. Neyi esirgesem gelir nazara, Bahçevan oldum da bir gülizara, N’olur bülbül ötsün bir gün kazara, Saksağandan başka kuş gelmez oldu. Bu nasıl adalet, bu nasıl dava? Tatlı lokma yiyemedim bedava, Hangi toyda kaşık atsam pilava, Benden başkasına taş gelmez oldu. Gün günü arattı duygularıma, Geceler güç kattı kaygılarıma, Kabuslar kastetti uykularıma, Hayra yorulacak düş gelmez oldu. Tehlike çalsa da bütün hatlarım, Dosta vız geliyor tüm imdatlarım, Nice şiirlerim iltifatlarım, Yarin kulağına hoş gelmez oldu. Kör olası gözüm, pınardı hani? Her dostu ağıtla anardı hani? Dağ gibi babamı aldı da fani, O gündür bu gündür, yaş gelmez oldu. CEMAL SAFİ İYİ Mİ BÖYLE Sensin tertip eden bu çilegâhı Sensin tercih eden aşka nikâhı. Yanlış mı sevgilim, yalan mı söyle? İyi mi bir tanem, iyi mi böyle?... Hangimiz gafilmiş, hangimiz şaşkın? Hangimiz kanına girdi bu aşkın? Giden mi günâhkar, kalan mı söyle? İyi mi nur tanem, iyi mi böyle?... Neden bunca hasret, neden bu keder? Sen benden derbeder, ben senden beter. Suçlu kim! Kalbim mi, çalan mı söyle? İyi mi nar tanem, iyi mi böyle?... Zaman aynasında görürsün yarın, Hangimiz helâlin, hangimiz yârin. Seni kaybeden mi, bulan mı söyle? İyi mi kor tanem, iyi mi böyle?... CEMAL SAFİ İLAH GÖZLERİN Medet bekliyorum vurduğu yerde, Oralı olmuyor siyah gözlerin. Gönlümü dağlıyor gördüğü yerde, Kanıma susamış silah gözlerin. Her yalan sözüne iftira ekler, Sayısız suçunu sırtıma yükler, Cenneti müjdeler ibadet bekler, Şeytanın taptığı ilah gözlerin. Feryadım asılsız şikayet değil, Laf değil, söz değil rivayet değil, Yetim hakkı değil cinayet değil, Korktuğum en büyük günah gözlerin. CEMAL SAFİ ÇOBAN KIZI Tayfuna tutuldum aşk deryasında, Yönümü yitirdim yüzer dururum, Sahilde vurduğum dert adasında, Dolmayan çilemi yazar dururum… Sezince boyundan büyük nazını, Prenses sanmıştım çoban kızını, Armağan ettiğin çam sakızını, Ya sabır taşında ezer dururum… İltifat eylesem sus der istemez, Şiirler söylesem kes der istemez, İsyankar olurum ister istemez, Canımdan usanır bezer dururum… Aklında iki gün birini tutmaz, Deli etmek için beni unutmaz, Bugünkü adresi yarını tutmaz, Mahalle mahalle gezer dururum… Her gece teklifsiz rüyama girer, Uykumu bölmenin zevkine erer, Önüme bir yığın bilmece serer, Ağlaya ağlaya çözer dururum… Bir zaman baş tacı ettiğin bendim, Nereye layıktım nereye kondum, Kapıya atılmış paspasa döndüm, Çiğneyip geçtikçe tozar dururum… CEMAL SAFİ GÜZELSİN Görenler kendini beğenmiş sansın, Sen böyle havalı pozla güzelsin. Varsın âşıkların bıksın usansın, Sen böyle cilveyle, nazla güzelsin... Göz göze gelince aklım şaşıyor, Yüreğim koşmaktan yorgun düşüyor, Sığmıyor gönlüme aşkın taşıyor, Sen benim haddimden fazla güzelsin... Vadesi yakına eğleme meyil, Sen sen ol zamanı zengine eğil, Ben gibi hüzünlü hazanla değil, Sen, taze baharla, yazla güzelsin... Aşk hevesle başlar, hasret, gurbetle. Solmasın gençliğin gamla, kasvetle. Çünkü sen her zaman şen muhabbetle, Şiirle, şarkıyla, sazla güzelsin... CEMAL SAFİ GURUR Var git bahçesinde açıl ellerin, Diken dillerine deymez güllerin, Mangal yüreğimde aşkın ateşi, Söndüyse sebebi gurur küllerin… CEMAL SAFİ GÖNÜL Ben sana uymazsam ağrımaz başım, Sayende gülecek yüzüm yok gönül. Nereyi yıkmadı benim gözyaşım, Nerede hıçkırık izin yok gönül. Yeni bir afet mi girdi düşüne? Hadi Allah versin çek git işine, Bir fettan gözlünün düşüp peşine, Derbeder olmaya luzüm yok gönül. Ne bana cilve yap, ne yalvar yakar, Yerimde kim olsa usanır bıkar, İstersen karşıma huriler çıkar, Vallahi billahi gözüm yok gönül. Son diye söz verdin her seferinde, Vefa yok, ne Aynur, ne Ayfer’inde, Hayırsız Nur’unda Nilüfer’inde, Emelim, özlemim, arzum yok gönül . Seni çöle çevirmeye mahkumum, Ne bir gülüm olsun, ne bir zakkumum, Çoktandır başladı ,yaprak dökümüm, Takvimde baharım, yazım yok gönül. Nerede görülmüş, güldüğüm nerde, Nerede başımı sokmadın derde, Her aşkta hüsranla kapandı perde, Artık o tarakta bezim yok gönül. Kapandı sevdanın dönemi bence, Kalmadı Leyla’nın önemi bence, Gene mi özendin gene mi gence, Sana söyleyecek sözüm yok gönül. CEMAL SAFİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN Sen misin neşemi götüren zalim, Senin de bugün son gülüşün olsun… Aşkımı burnumdan getiren zalim, Dönüşü olmayan gidişin olsun… En kötü günümü arattın bana, Ne benli hayalin nede düşün olsun… Melekten bir şeytan yarattın bana, Dönüşü olmayan gidişin olsun… Kimseden merhamet dilenmemiştim, Kapımda dilenmek son işin olsun… Kimseye ah edip ilenmemiştim, Dönüşü olmayan gidişin olsun… Ben aşkın narına yandım seninle, Mum gibi eriyip sönüşün olsun… Gözyaşın ismimi yazsın diline, Dönüşü olmayan gidişin olsun... Hıçkıra hıçkıra çığlık çığlığa, Martılar misali ötüşün olsun… Peşimde koşuştur soluk soluğa, Dönüşü olmayan gidişin olsun… Sarhoşa meze ol meyhanelerde, Günahkar ellerde bitişin olsun… Enkazın bulunsun viranelerde, Dönüşü olmayan gidişin olsun… CEMAL SAFİ DÖN Sevdigim ellerde nazın çekilmez, Olur ya usanıp bıkarlarsa dön. Sohbetin dinlenmez kahrın çekilmez, Olur ya gönlünü yıkarlarsa dön. Yalan sözlerine inandıkların; Riyakar yüzüne aldandıkların; Birgün terk ederse dost sandıkların, O tatlı canını sıkarlarsa dön. Anlarsın sevdiğim hele düşünce, Kıymetimiz soysuz ele düşünce, Ünvanın duyulup, dile düşünce, Lakabını dilber takarlarsa dön. Eger savunacak sözün kalmazsa, Başka çaren başka çözüm kalmazsa, Sokağa çıkacak yüzün kalmazsa, Artık kötü gözle bakarlarsa dön. CEMAL SAFİ BİLSEYDİM Meydan mı verirdim bu ayrılığa? Bilseydim bu kadar zor olduğunu. Bilseydim dünyanın böyle karanlık, Bilseydim bu kadar dar olduğunu. Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın, Bilseydim bir anda kor olduğunu. Bilseydim şu anki gönül acımın, Senin yokluğundan var oldugunu. Boyun mu bükmezdim sitem etmene, Bilseydim sükutun kar oldugunu. Sebep mi olurdum dargın gitmene, Bilseydim küsünce sır olduğunu. Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz, İçimin ağlayan nar oldugunu. Bilseydim odamın dört duvarı buz, Sensiz yatağimin kar olduğunu. Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa, Bilseydim bu kadar zor olduğunu. Bilseydim zindandan daha karanlık, Bilseydim hücreden dar olduğunu.... CEMAL SAFİ BIRAKMADIN Hasret ettin yaşamaya Çıkacak yol bırakmadın; Vebâlini taşımaya, Tutacak kol bırakmadın. İnandım dost sözüne, Boyun büktüm her nazına, Yıllar var ki el yüzüne, Bakacak hâl bırakmadın. Yaralıysam vuran sensin, Günahıma giren sensin, Umudumu kıran sensin, Tutacak dal bırakmadın. Dudak büktün her soruma, Fesat kattın her yoruma, Kırk yılda bir hayrıma, Çıkacak fal bırakmadın. Üstümde yok başımda yok, İsim de yok aşım da yok, Yaslanacak taşım da yok, Yatacak çul bırakmadın. Âlem duydu âvazımı, Küfre yordu niyâzımı, Musâllada namazımı, Kılacak kul bırakmadın... CEMAL SAFİ BİR GELİR GİDER Yüzüne bakınca içim tutuşur, İçime bir kızıl kor gelir gider. Geçtiğin sokaklar şavkınla ışır, Bastığın toprağa nur gelir gider. Helal-i hoş olsun gurur da, naz da, Ne olur tebessüm etsen biraz da? Gülmezsen gökyüzü aysız kalmaz da, Yüzün gibi mehtap zor gelir gider. Tarifin olmuyor ne kadar yazsam, Ellerim tutmuyor resmini çizsem, O güzel çehreni görmeyen ressam, Bilmez ki dünyaya kör gelir gider. Yeryüzü hiç afet görmedi sanma, Ey benim aklımı alan muamma, Her türlü felaket mümkündür amma, Sen gibi kıyamet bir gelir gider. CEMAL SAFİ İSRAF HARAMDIR Farkında değilsin vurduğun yerin Şuramdır sevdiğim işte şuramdır Mecnun'un aldığı darbeden derin Yaramdır sevdiğim gönül yaramdır Giderim mutluluk senden ıraksa Hasretin yakamı bir an bıraksa Uğrunda mutlaka kurban gerekse Sıramdır sevdiğim benim sıramdır Umudum ilgine avuç açarken Selamı çok görme gelip geçerken Aşkımı unutma beni harcarken Haramdır sevdiğim israf haramdır CEMAL SAFİ YARALI KALBİME Yaralı kalbime hedef atılan Taşlar seni sordu nerdesin diye Gücendiğim aynalara çatılan Taşlar seni sordu nerdesin diye Her köşe başında karşıma çıkan Derbeder halime umursuz bakan Mağrur hayaline gözümden akan Yaşlar seni sordu nerdesin diye Ruhum yıllar yılı aşkla ördüğüm Saçlarının tellerine kördüğüm Kollarıma koşuyorken gördüğüm Düşler seni sordu nerdesin diye Dinlemedi bülbül güldeydi aklı Kanarya florya saka meraklı Hepsi bir ağızdan kan ağlamaklı Kuşlar seni sordu nerdesin diye Mahzun ayvalara gülen narlara Aramızda erimeyen karlara Hasretinle solan sonbaharlara Kışlar seni sordu nerdesin diye Meskenim meyhane yaslı her gelen Burada dağıtır efkarı bilen Selamıma saygı ile eğilen Başlar seni sordu nerdesin diye CEMAL SAFİ GIZA BAK HELE Böyledir kısrağın deli çağları, Çalmadan oynuyo kıza bak hele… Ben yarattım diyo alçak dağları, Kafirin verdiği poza bak hele… Bilmem neyin nesi kimin sıpası, Çözüldü göynümün katmerli pası, Göğüs göğüs değil füze rampası, Şafak mı söküyo yüze bak hele… Ten değil mübarek akrın sıcağı, Koynuna girenin söndü ocağı, Bir kalçayı seyret bir de bacağı, Tornada çekilmiş dize bak hele… Üst yanı Asyalı alt yanı Frenk, Her adım atış bir başka ahenk, Ela mı bela mı bilmem ki ne renk, Şu cellat bakışlı göze bak hele… Dedi ki "Nasibim senmişsin meğer, On bin kez maşallah demeden eğer; Koklarsan solarım, nazarın değer" Ağzından yel alsın, söze bak hele… Dedim ki; "Ne olur tenhaya gidek, Gidek de feleği perişan edek" "Say" dedi "o halde saçımı tek tek" Haspanın ettiği naza bak hele… Görenler altını ıslatmış derler, Yatağı göl etti döktüğüm terler, Yetişin; yanıyo bastığı yerler, Giderken koyduğu ize bak hele… CEMAL SAFİ
Aklim Çıkıyor Içmeden resmine bakamiyorum Kirilirsin diye aklim çikiyor Içince karsina çikamiyorum Darilirsin diye aklim çikiyor... Korkarim derdimi sana dökerken Utanir gözümden yaslar akarken Uzunca yazamam belki okurken Yorulursun diye aklim çikiyor.... Yakasiz gömlegi giysem egnime Biricik resmini koysam koynuma Nezaman geçirsem ipi boynuma Sarilirsin diye aklim çikiyor..... Her beden bir candan sorumlu sanma Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...! Benim bir kursunluk isim var amma! Vurulursun diye aklim çikiyor....