mihriban

'Kuflu Sözlük' forumunda Özgür tarafından 18 Mar 2010 tarihinde açılan konu

Konu etiketleri:
  1. Özgür

    Özgür Administrator Site Yetkilisi

    Şefkatli, güler yüzlü, yumuşak huylu
     
  2. Begüm

    Begüm New Member

    türkü ismi
     
  3. Özgür

    Özgür Administrator Site Yetkilisi

    unutmak kolay mı deme
    unutursun mihribanım
    oğlun kızın olsun hele
    unutursun mihribanım

    hayat böyle bu gemide
    eskiler yiter yenide
    beni değil kendini de
    unutursun mihribanım

    yıllar sineme yaslanır
    hatıraların paslanır
    bu deli gönül uslanır
    unutursun mihribanım

    zaman erir kelep kelep
    meyve dalda durmuyor hep
    unutturur bir çok sebep
    unutursun mihribanım

    gün geçer azalır sevgi
    değişir herşeyin rengi
    bugün değil, yarın belki
    unutursun mihribanım

    süt emerdin gündüz gece
    unuttun ya büyüyünce
    bu işte tıpkı öylece
    unutursun mihribanım
     
  4. Begüm

    Begüm New Member

    Sana Mihriban dedim uzaklara göç ettin
    Kuşların yuvasından tuzaklara göç ettin



    Nice yıllar üstünden geçti benim sevdamın
    Gül misali yüzünü unutmadım Mihriban
    Daim güle oynaya koştuğumuz yolların
    Yokuşunu düzünü unutmadım Mihriban

    Bizim elde kış oldu boran oldu ağladım
    Çocukluk yüreğimi yoran oldu ağladım
    Bilmediğim soruyu soran oldu ağladım
    Dokuz sene közünü unutmadım Mihriban

    Güya eski bir sevda hatırlarda kalmazmış
    Kokun rüzgarla gider ıtırlarda kalmazmış
    İlk göz ağrım da olsa satırlarda kalmazmış
    Kulağımda sözünü unutmadım Mihriban

    Allah`ı�n işlerine akıl sır erdiremem
    Seni bana yazmışsa ellere verdiremem
    Vuslatı tadamadan yerlere serdiremem
    O hükümlü özünü unutmadım Mihriban
     
  5. Özgür

    Özgür Administrator Site Yetkilisi

    bknz: abdurrahim karakoç :)
     
  6. Begüm

    Begüm New Member

    annemin kuzenin ismi :D
     
  7. Begüm

    Begüm New Member

    Sarı saçlarına deli gönlümü
    Bağlamıştın,çözülmüyor mihriban
    Ayrılıktan zor belleme ölümü
    Görmeyince sezilmiyor mihriban

    Yar,deyince kalem elden düşüyor
    Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
    Lambada titreyen alev üşüyor
    Aşk kağıda yazılmıyor mihriban

    Önce naz sonra söz ve sonra hile
    Sevilen seveni düşürür dile
    Seneler asırlar değişse bile
    Eski töre bozulmuyor mihriban

    Tabiplerde ilaç yoktur yarama
    Aşk değince ötesini arama
    Her nesnenin bir bitimi var ama
    Aşka hudut cizilmiyor mihriban

    Boşa bağlanmış bülbül gülüne
    Kar koysan köz olur aşkın külüne
    Şaştım karabahtım tahammülüne
    Taşa çalsam ezilmiyor mihriban

    Tarife sığmıyor aşkın anlamı
    Ancak çeken bilir bu derdi gamı
    Bir kördüğüm baştan sona tamamı
    Çözemedim çözülmüyor mihriban

    ABDURRAHİM KARAKOÇ
     
  8. Begüm

    Begüm New Member


    Mihriban’ın Cevabı

    Unutursun demek dillere kolay
    Unutamıyorum gül yüzlü Alim
    Ben tutsak Mihriban, evim bir saray
    Avunamıyorum gül yüzlü Alim

    Davulla, zurnayla silindi güya
    En güzel duygular daldı uykuya
    Cemreler düştükçe toprağa, suya
    Uyutamıyorum gül yüzlü Alim

    Gözlerim kör olmuş bakmaz yabana
    Sevgin silinmiyor tutmuyor yama
    Kendimi unuttum,unuttum ama
    Seni unutamadım gül yüzlü Alim

    Çizgiler yüzümde süs desen, desen
    Çizgiler ne yazar bir bilebilsen
    Yazdıran kör kader yazılan da sen
    Silemiyorum gül yüzlü Alim

    Şiirler yazmışsın yanık mı yanık
    Türküler yakmışsın turnalar tanık
    Sensiz geçen yıllar zifir karanlık
    Uyuyamıyorum gül yüzlü Alim

    Ne bir haber aldım, ne de bir selam
    Doğmadan alnıma yazılmış belam
    Ellerim titriyor yazmıyor kalem
    Anlatamıyorum gül yüzlü Alim

    Unutursun demek kolaydır dile
    Oğlun kızın olsun demiştin hele
    Dileklerin tuttu fallara göre
    Yine unutamadım gül yüzlü Alim

    Gömmeden bu aşkı kazmayla kürek
    Ellerin elime dokunsa gerek
    Bebe değil ki bu, bir yanık yürek
    Avutamıyorum gül yüzlü Alim

    Gördüğüm bir düş mü yok mu süresi
    Boynumda zincir mi aşkın çilesi
    Ayrılıktan ölüme sınır neresi
    Çizemiyorum gül yüzlü Alim

    Sevda çekmeyene bir aşk masalı
    Bir bedende gizli çift can misali
    Neresi Mihriban, neresi Ali
    Çözemiyorum gül yüzlü Alim
     
  9. Küflü Siyah

    Küflü Siyah <b>Siyah İnci'miz (: </b>

    Admin kızarsa mihri-ban'lar :p
     
  10. Giallo Rosso

    Giallo Rosso New Member

    Mihriban Oğuz galatasaray bayan basketbol menajeri idi
     
  11. YıldızlıAtlas

    YıldızlıAtlas <b>Sözlük Kurdu</b>

    şairinin tek aşkı için yazdığı unutulmaz şiiri.
     
  12. eXtreme

    eXtreme ¤ <b>Asi</b> ¤

    Sevdiğim şiir ve Türkülerden biridir.
     
  13. LITTLE

    LITTLE Active Member

    Çok sevdiğim bir şairin, Abdurrahim Karakoç'un (Allah rahmet eylesin), çok sevdiğim bir şiiri. Hani böyle en iç titreten şiirlerinden. "Yar, deyince kalem elden düşüyor." özellikle bu dize, türküsünde sabırsızlıkla beklediğim dizedir. Dinlediğimde efkarlanıp, "hani benim çayım, demli olsun" demek istediğim türküdür. :) Musa Eroğlu'nun yorumu meşhurdur. Ama ben Şükriye Tutkun'unkini de severim, hatta galiba onu daha bir fazla severim.
     
  14. zipper

    zipper Well-Known Member

    Mihriban’ı soralım… Mihriban’ı nasıl yazdınız?


    - Bir gün içime bir şey düşmüş, yazmak istemişim, yazmışım… Ha, kimdir bu Mihriban? Herkes bunu sorar… Mihriban diye bir kimse yoktur. Nasıl ki Hasan diye birisi yoksa muhatabım, Mihriban da öyledir, sembol bir isimdir. Ha, muhatabım mı yoktu? Kesin vardı canım, olmasa bu şiir böyle çıkar mı? Olduğu için de böyle çıktı işte…
    Ha sana bir de üçüncü bir Mihriban şiirinden bahsedeyim. Başlangıçta
    vardı da sonra nasıl olduysa düşmüş bu… Bende de kalmamıştı, bir yerlerden
    çıkarıp gönderdiler. O halk şiiri tarzında değil. Birincisini Zekeriya Bozdağ
    besteledi, plağa okumuştu. İkincisini Musa Eroğlu besteledi. Ama üçüncü
    bestelenmedi…


    - Mihriban yaşıyor mu şimdi?


    - Bilmiyorum…Mihriban’ı kimseye anlatmadım, daha da anlatmam.


    - Tüm Türkiye Mihriban’ı merak ediyor. Diğer şiirlerinizi muhayyel bir kişilik üstüne yazıyorsunuz, ama Mihriban diye biri var, değil mi?

    - Adı Mihriban değil, ama var… Geçenlerde biri, “Ya ağabey, biri senin
    Mihriban’ın hikâyesini anlatıyordu” dedi. “Yok, hepsi yalan
    söylüyor” dedim. Tabii, benden çıkmadığına göre, herkes farklı farklı
    anlatacaktır. Ben de kimseye anlatmadım, daha da anlatmam… Yaşayıp, yaşamadığını da bilmiyorum. Yani başımızdan geçmiş bir macera gibi bir şey, fakat vuslat olmamış, o kendi yoluna gitmiş, ben kendi yoluma… Ben onun ismini verirsem, ayıp olmaz mı bu?

    - Bu şiirlerden haberi var mıydı?

    - İkisini bilirdi… Ben, “Artık unutalım bunları” dedim. “Unutmak kolay mı?” diye bir mektup geldi. Ben de “Unutmak kolay mı deme, unutursun Mihriban’ım” diye yazdım. O belki de unutmamıştır da, ateş kalmamıştır…
    Ateşin, harlı zamanı ayrı, korlu zamanı ayrı, küllü zamanı ayrıdır…


    - Mihriban nerede yayımlandı ilk olarak?

    - Hatırımda değil, eline verdim, kendi okudu, ilk defa okuyan o oldu. Ben verdim, gitti, ondan sonra da tavrı değişti…

    -Tavrı değişti?!..

    - İyice yakınlık oldu. Şiir zevkli bir iştir; yazmasını, okumasını bilince…Tabii o zaman daha talebeydi…

    - Siz çalışıyor muydunuz?

    - Ben memurdum. O başka vilayetteydi.

    - Gider miydiniz?

    - Gitmem mi hiç!?

    - Kaç defa gittiniz?

    - Bilmiyorum…

    - …

    - Yani gazete baskıda 1, 4 ve 8 basılmış, ama orta sayfası boş çıkartıyorsun…
    “Mihriban’a Mektuplar”… Haftada on beş günde bir tanesini gönderirdim, giderdi
    kendisine…Mihriban’a özel gazete hazırlardım o da bana mektup gönderirdi.

    - Yani Mihriban’ın esas baskısı illegal olarak bu…

    - Evet…

    - O düşüncelerini yansıtır mıydı?

    - O yazardı bana, gönderirdi, ama ben ona gönderince zor olurdu. Ben ona
    gazete gönderirdim, o bana mektup…

    - Duruyor mu mektuplar?

    -Yok…

    - Neler yazardı?

    - Aklımda yok ki…

    - Annesinin, babasının haberi var mıydı?

    - Başka yerden duymuşlar. Hatta konuştuk, sohbet de ettik. Annesi ağır
    konuştu kızına… Böyle bir şey vardı da neden söylemedin, isteyenlerin hepsine
    yok dedin, diye… Bana bir şey demedi.

    - Gelin, isteyin demediler mi?

    - Ben bozdum işi…

    - Niye?

    - İşte, kafam öyle tuttu, bozdum…Göremediğin insana gitti, kayboldu dersin


    Mihriban

    Sarı saçlarına deli gönlümü
    Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

    Ayrılıktan zor belleme ölümü
    Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

    ‘Yâr’ deyince, kalem elden düşüyor
    Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor

    Lâmbamda titreyen alev üşüyor
    Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban.


    Önce naz, sonra söz ve sonra hile
    Sevilen, seveni düşürür dile

    Seneler, asırlar değişse bile
    Eski töre bozulmuyor Mihriban.

    Tabiplerde ilâç yoktur yarama
    Aşk deyince ötesini arama

    Her nesnenin bir bitimi var ama
    Aşka hudut çizilmiyor Mihriban.

    Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne
    Kar koysan köz olur aşkın külüne

    Şaştım kara bahtım tahammülüne
    Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

    Tarife sığmıyor aşkın anlamı
    Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

    Bir kördüğüm baştan sona tamamı
    Çözemedim… Çözülmüyor Mihriban.

    ——————

    Unutursun (Mihriban’ım)

    Unutmak kolay mı deme
    Unutursun Mihriban’ım
    Oğlun kızın olsun hele
    Unutursun Mihriban’ım

    Zaman erir kelep kelep
    Meyve dalında kalmaz hep
    Unutturur birçok sebep
    Unutursun Mihriban’ım

    Yıllar sineye yaslanır
    Hatıraların paslanır
    Bu deli gönlün uslanır
    Unutursun Mihriban’ım

    Süt emerdin gündüz gece
    Unuttun ya büyüyünce
    Ha işte tıpkı öylece
    Unutursun Mihriban’ım

    Gün geçer azalır sevgi
    Değişir her şeyin rengi
    Bugün değil yarın belki
    Unutursun Mihriban’ım

    Düzen böyle bu gemide
    Eskiler yiter yenide
    Beni değil, sen seni de
    Unutursun Mihriban’ım


    ——————

    İKİ MİHRİBAN ŞİİRİNİN ARASINDA ÜÇÜNCÜ BİR MİHRİBAN:

    BEKLEMEK

    Abdurrahim Karakoç’un elinde bir başka kâğıdı görüyorum. Bu, “Mihriban (3)”…
    Bir diğer ismi de “Beklemek”… “Unutursun” ve “Beklemek”… “Mihriban”, muhatabına takdim edilmişti. Özel gazete baskısı olarak… “Unutursun” ise, unutmayan sevgiliye haşin bir cevap…

    “Beklemek” ikisi arasında… İkisinin hem öncesinde hem sonrasında… Bunu daha önceki sohbetlerimizden bile bilmiyorum. Benim için yeni bir şiir… Serbest şiirin serazat rüzgârları da var, hecenin geleneksel iç disiplini de… “Beklemek”, “İki Mihriban”ın zamanından münezzeh…
    İlk aşkın, daha doğrusu aşkın ilk demlerinde Sarıca düzünde döktüğü gözyaşları kadar eski, âdeta sineye yaslanmış bütün yollar ve yıllar kadar yakından bilinen derin bir ıstırabın sarsması kadar taze…


    Mihriban (Beklemek)

    Sarıca düzünde bir yığın toprak
    Sulanır her sabah gözyaşlarımla
    Mihriban, Mihriban uyan da bir bak
    Hasret düğüm düğüm ak saçlarımda

    Ardıçlı dağlarda gene ay doğar
    Akasya gölgeleri delik deşik
    Bir pınar ağlar akşamdan sabaha dek
    Yapraklar sallanır, ışıklar söner

    Büyüdükçe büyür içimde bir ben beklemek
    Öksüz kaldı, yem döktüğün kumrular
    Çiçeklerin boynu bükük, bahçende
    Mihriban Mihriban düşsüz uykular

    Çıban çıban sızlıyor ah bende
    Seneler yollardan izini sildi
    Cebimde resmin kaldı bir tek
    Bekletti meğerki ulviymiş yaşamak

    Ne güzel derdik seninle beklemek
    Güneş gene doğup gene batıyor
    Yüzüme serdiğin saçların hani
    Şimdi karyolanda eller yatıyor

    Vefasız aynalar unuttu seni.
    Dertler beni oylum oylum yakıyor
    Her şey yalanmış, bilmeden gittin
    Kaderin bağrında doğdu bir gerçek

    Mihriban Mihriban ölümden zormuş
    Ben de bilmezdim, beklemek...


    Abdürrahim Karakoç Ropörtajı / Haber Ajanda 2007
     

Bu Sayfayı Paylaş